Miras Kalan Arsa, Ev veya Tarla Nasıl Satılır?
Miras yoluyla intikal eden bir taşınmazın(ev, arsa veya tarla) satışı, mülkiyetin mirasçılara geçiş sürecinin tamamlanmasıyla mümkün olur. Vefat eden kişinin ardından kalan bu taşınmazlar, mirasçılar arasında paylaşılarak veya topluca satılarak nakde çevrilebilir. Satışın gerçekleşmesi için izlenecek yol, mirasçıların kendi aralarındaki uzlaşma durumuna göre şekillenir.
Süreç genel olarak şu temel adımları kapsar:
● Mirasçıların kimliklerinin ve paylarının resmi makamlarca tespit edilmesi sağlanır.
● Taşınmazın mülkiyet hakları ilgili sicil müdürlüğünde mirasçılar üzerine tescil edilir.
● Tüm mirasçıların satış konusunda ortak karara varması durumunda, bir alıcı ile anlaşılarak tapu dairesinde devir işlemi gerçekleştirilir.
Eğer mirasçılar taşınmazın satılması veya satış bedeli konusunda fikir birliğine varamıyorsa, satış işlemi ancak yetkili makamlar aracılığıyla veya hukuki yollara başvurularak gerçekleştirilebilir. Miras kalan taşınmazın cinsi(konut, iş yeri veya tarım arazisi) satış prosedürünün genel işleyişini temelden etkilemese de tarlalarda olduğu gibi bazı özel arazi türleri için tarım mevzuatından kaynaklanan sınırlamalar söz konusu olabilir. Satışın sorunsuz bir şekilde tamamlanması için ya tüm mirasçıların tapuda bizzat imza atması ya da bir mirasçının diğerlerinden bu işlem için yetki alması şarttır.

Miras kalan taşınmazda elbirliği mülkiyeti ne anlama gelir?
Miras kalan bir arsa, ev veya tarla üzerindeki hak sahipliği süreci yasal olarak elbirliği mülkiyeti ile başlar. Türk Medeni Kanunu‘nun 701. maddesine göre düzenlenen bu mülkiyet türü, mirasçılar arasında henüz payların ayrılmadığı ve her bir mirasçının taşınmazın tamamı üzerinde hak sahibi olduğu bir ortaklık biçimidir. Halk arasında iştirak halinde mülkiyet olarak da bilinen bu durum, mirasçıların mülk üzerinde bireysel olarak değil, bir bütün olarak hareket etmesini zorunlu kılar.
Elbirliği mülkiyetinin en belirleyici özelliği, mirasçıların yasal pay oranları belli olsa dahi, bu payların tapu kaydında henüz miktar olarak (1/2, 1/4 gibi) somutlaşmamış olmasıdır. Bu mülkiyet yapısında mirasçılar, taşınmazın yönetimi, korunması veya elden çıkarılması gibi konularda tek başlarına karar veremezler. Taşınmazla ilgili yapılacak her türlü işlemde tüm mirasçıların ortak iradesi ve oy birliği şarttır.
Veraset ilamı nedir ve nereden alınır?
Veraset ilamı, bir kişinin vefat etmesi üzerine yasal mirasçılarının kimler olduğunu ve bu mirasçıların miras üzerindeki pay oranlarını resmi olarak gösteren belgedir. Güncel hukuk sistemimizde bu belge mirasçılık belgesi(veraset ilamı) olarak da adlandırılır. Miras kalan arsa, ev veya tarla gibi taşınmazların yönetimi ve satışı için atılması gereken ilk adım bu belgenin temin edilmesidir. Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesine göre düzenlenen bu evrak, mirasçıların hak sahipliğini resmi makamlar önünde kanıtlamasını sağlar.
Mirasçılık belgesini almak için iki farklı yetkili merci bulunmaktadır:
● Noterler: Mirasçılar arasında yabancılık unsuru bulunmuyorsa veya nüfus kayıtlarında herhangi bir karışıklık yoksa, mirasçılardan herhangi biri Türkiye genelindeki herhangi bir notere başvurarak veraset ilamını çok kısa bir sürede alabilir. Bu yöntem, genellikle en hızlı ve pratik yol olarak tercih edilir.
● Sulh Hukuk Mahkemeleri: Nüfus kayıtlarının yeterli olmadığı, mirasçılık durumunun tartışmalı olduğu veya noterlerin belge veremediği durumlarda sulh hukuk mahkemesine başvurulması gerekir. Ölen kişinin son yerleşim yerindeki veya mirasçılardan herhangi birinin oturduğu yerdeki mahkemeden bir dilekçe ile bu belge talep edilebilir.
Tapuda miras intikali nasıl yapılır?
Miras intikali, vefat eden bir kişinin üzerine kayıtlı olan taşınmazların(arsa, ev, tarla) tapu sicilinde mirasçıları adına tescil edilmesi işlemidir. Bu prosedür, mülkiyetin mirasçılara geçmesi ve taşınmaz üzerinde tasarruf yapılabilmesi için yerine getirilmesi gereken resmi bir süreçtir. Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre miras, murisin ölümüyle kendiliğinden mirasçılara geçse de tapu kayıtlarının güncellenmesi için intikal işleminin yapılması şarttır.
İntikal sürecinin ilk adımı, ilgili vergi dairesine giderek Veraset ve İntikal Vergisi beyannamesini vermektir. Taşınmaza dair borçların ödenmesi ve vergi dairesinden alınan ilişik kesme belgesi, tapu müdürlüğündeki işlemlerin yürütülebilmesi için zorunludur. Ayrıca, intikal yapılacak taşınmaz bir yapı(konut veya işyeri) niteliğindeyse, güncel bir Zorunlu Deprem Sigortası(DASK) poliçesinin bulunması gerekir.
Başvuru aşamasında mirasçılar, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün online platformu olan Web Tapu üzerinden veya taşınmazın bulunduğu yerdeki Tapu Müdürlüğüne bizzat müracaat edebilirler. Elbirliği mülkiyeti şeklinde yapılacak intikallerde, mirasçılardan yalnızca birinin başvurusu işlemin tamamlanması için yeterlidir. Ancak tüm mirasçıların kendi payları oranında müstakil hareket edebileceği paylı mülkiyete geçiş isteniyorsa, tüm mirasçıların birlikte başvurması veya bir mahkeme kararının sunulması gerekir.
İşlem sırasında tapu müdürlüğüne sunulması gereken temel belgeler şunlardır:
● Mirasçılık belgesinin(veraset ilamı) aslı veya onaylı örneği
● Başvuran mirasçıların kimlik belgeleri
● Taşınmazın bağlı bulunduğu belediyeden alınan emlak vergisi değerini gösteren belge(rayiç bedel belgesi)
● Vergi dairesinden alınan ilişik kesme belgesi
● Zorunlu Deprem Sigortası(DASK) poliçesi
Gerekli incelemeler yapılıp tapu harcı ve döner sermaye ödemeleri tamamlandıktan sonra, tapu kütüğündeki eski malik ismi silinerek mirasçıların isimleri kaydedilir. Bu tescil işlemiyle birlikte miras intikali resmi olarak tamamlanmış olur.
Mirasçılar Anlaşırsa Taşınmaz Nasıl Satılır?
Miras kalan bir arsa, ev veya tarlanın satışı konusunda tüm mirasçıların fikir birliğine varması, sürecin en hızlı ve en az maliyetli şekilde tamamlanmasını sağlar. Mirasçıların tamamı satış kararı aldığında, mülkiyetin üçüncü bir kişiye devri için birlikte hareket etmeleri gerekir. Bu durum, hukuki prosedürlerin karmaşık hale gelmeden çözülmesine imkan(olanak) tanır.
Bu süreçte izlenecek temel yol, tüm mirasçıların aynı anda ilgili Tapu Müdürlüğüne müracaat etmesidir. Eğer mirasçılardan birinin veya birkaçının fiziksel olarak tapu dairesinde bulunma imkanı yoksa, noter kanalıyla düzenlenmiş ve özel yetki içeren bir satış vekaletnamesi vermesi gerekir. Bu vekaletname ile tayin edilen vekil, ilgili mirasçı adına tüm satış işlemlerini yürütebilir ve imza yetkisini kullanabilir.

Bir mirasçı satışa karşı çıkarsa taşınmaz satılabilir mi?
Miras kalan bir evin, arsanın veya tarlanın satışı sürecinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri, mirasçılardan birinin satışa onay vermemesidir. Hukuki olarak miras kalan taşınmazlar üzerinde genellikle elbirliği mülkiyeti(iştirak halinde mülkiyet) hükümleri geçerlidir. Bu mülkiyet yapısında, mirasçıların taşınmaz üzerinde belirli bir payı olsa da bu pay üzerinde tek başlarına tasarruf yetkileri bulunmaz. Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre, elbirliği mülkiyetinde bir taşınmazın rızai(gönüllü) yöntemlerle satılabilmesi için tüm mirasçıların oy birliği ile karar alması şarttır.
Eğer bir mirasçı bile satışa karşı çıkarsa, tapu dairesine giderek normal bir satış işlemi yapılması imkansız hale gelir. Bir mirasçının imza vermemesi veya satış bedelini beğenmemesi gibi durumlar, tapudaki devir sürecini tamamen kilitler. Ancak bir mirasçının satışa engel olması, o taşınmazın sonsuza kadar satılamayacağı anlamına gelmez. Kanun, ortaklar arasında uzlaşma sağlanamadığı durumlarda, her bir mirasçıya bu tıkanıklığı aşma hakkı tanımıştır.
Bir mirasçının itirazı durumunda taşınmazın satılabilmesi için izlenecek tek yol yargı makamlarına başvurmaktır. Bu durumda, satışa onay veren diğer mirasçılar veya sadece tek bir mirasçı bile, mülkiyet ortaklığının sona erdirilmesini talep edebilir. Özetle; bir mirasçının karşı çıkması satışı zorlaştırsa ve sürecin uzamasına neden olsa da taşınmazın satılmasına engel teşkil etmez. Mirasçıların kendi aralarında anlaşamadığı bu senaryoda, satış işlemi kişilerin iradesinden çıkarak bağımsız mahkemelerin denetimine geçer. Sonuç olarak, karşı çıkan mirasçıya rağmen taşınmazın satışı hukuken mümkündür.

Mirasçıların anlaşamaması halinde mahkeme yolu nedir?
Miras kalan bir taşınmazın(arsa, ev veya tarla) satışı veya paylaşımı için tüm mirasçıların ortak kararı şarttır. Ancak mirasçılar taşınmazın satışı, değeri veya nasıl paylaşılacağı konusunda bir fikir birliğine varamazlarsa süreç tıkanır. Bu durumda, taraflardan birinin bile rıza göstermemesi halinde hukuki yollara başvurmak yasal bir zorunluluk haline gelir.
Türk Medeni Kanunu’nun 698. maddesine göre, paydaşlardan her biri taşınmaz üzerindeki ortaklığın sona erdirilmesini isteme hakkına sahiptir. Mirasçılar kendi aralarında anlaşamadığında başvurulacak mahkeme yolu, ortaklığın giderilmesini talep etmektir. Bu süreç, mirasçılar arasındaki uyuşmazlığı yargı eliyle çözerek mülkiyet üzerindeki elbirliğini sona erdirir.
Ortaklığın Giderilmesi Davası Nedir?
Ortaklığın giderilmesi davası(izale-i şuyu), bir taşınmaz üzerindeki birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirerek paydaşlar arasındaki ortaklığı bitirmeyi amaçlayan bir dava türüdür. Miras kalan arsa, ev veya tarla gibi gayrimenkullerin üzerinde birden fazla hak sahibi bulunması durumunda, bu kişilerin malın paylaşımı veya satışı konusunda fikir birliğine varamaması halinde bu hukuki yola başvurulur. Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddelerine göre düzenlenen bu dava ile elbirliği veya paylı mülkiyet fark etmeksizin taşınmazdaki ortaklık hukuken çözüme kavuşturulur.
Bu davanın temel amacı, paydaşlar arasındaki anlaşmazlığı mahkeme eliyle gidermek ve her bir hak sahibinin kendi payına düşen hakkı almasını sağlamaktır. Ortaklığın giderilmesi davası niteliği gereği çift taraflı bir davadır. Yani davanın sonunda sadece davayı açan kişi değil, tüm paydaşlar benzer bir hukuki sonuç elde eder ve mülkiyet üzerindeki belirsizlik tamamen ortadan kalkar. Mahkeme süreci sonucunda ortaklığın sona erdirilmesiyle birlikte, taşınmazın her bir paydaşa somut olarak verilmesi veya bu mümkün değilse satılarak bedelinin paylaştırılması süreci başlar.
Hukuk sistemimizde ortaklığın giderilmesi davası, mülkiyet hakkının serbestçe kullanımını engelleyen uyuşmazlıkları çözmek için öngörülmüş en temel araçtır. Paydaşlardan herhangi biri bu talebi ileri sürerek ortaklığın devam etmesini istememe hakkına sahiptir. Böylece miras kalan taşınmazın paylaşılmadan atıl kalması önlenir ve hak sahiplerinin ekonomik değer olarak haklarına kavuşması sağlanır. Davanın özü, mülkiyetin bireyselleştirilmesi veya nakde çevrilerek ortaklığın nihayete erdirilmesidir.
Bu davayı hangi mirasçı açabilir?
Miras kalan bir taşınmazın(arsa, ev veya tarla) ortaklığının giderilmesi davasını açma yetkisi, o taşınmazda payı bulunan her bir mirasçıya tanınmış yasal bir haktır. Türk Medeni Kanunu’nun 698. maddesine göre, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteme hakkına sahiptir. Bu davanın açılabilmesi için mirasçıların çoğunluk sağlamasına veya diğer mirasçıların onayını almasına gerek yoktur. En küçük paya sahip olan mirasçı dahi tek başına mahkemeye başvurarak süreci başlatabilir.
Ortaklığın giderilmesi davası hangi mahkemede açılır?
Miras kalan arsa, ev veya tarla üzerindeki ortaklığın sonlandırılması için açılacak olan ortaklığın giderilmesi davasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Taşınmazın değeri, büyüklüğü veya konumu ne olursa olsun, bu davalar mutlaka sulh hukuk mahkemelerinde görülür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca, taşınır ve taşınmaz mal veya hakların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davalar bu mahkemenin görev alanına girmektedir.
Davanın hangi il veya ilçede açılacağı ise taşınmazın bulunduğu yere göre belirlenir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 12. maddesine göre, taşınmaz üzerindeki haklara ilişkin davalar taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılmak zorundadır. Bu kural kesin yetki niteliğindedir; yani mirasçılar davanın başka bir yerdeki mahkemede görülmesi konusunda kendi aralarında anlaşamazlar. Örneğin, miras kalan tarlanın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesi yetkili mahkemedir.
Ortaklığın giderilmesi davası ne kadar sürer?
Ortaklığın giderilmesi davasının ne kadar süreceği, mirasçıların sayısına, taşınmazın niteliğine ve mahkemelerin iş yüküne bağlı olarak değişkenlik gösterir. Hukuki uygulamalara bakıldığında, bu davaların ilk derece mahkemesinde sonuçlanması genellikle 10 ay ile 2 yıl arasında bir zaman almaktadır. Ancak dosyanın kapsamına ve tarafların tutumuna göre bu süre farklılık gösterebilir.
Mahkeme Yoluyla Miras Kalan Taşınmaz Nasıl Satılır?
Mirasçıların taşınmazın satışı konusunda kendi aralarında tam bir mutabakata varamaması durumunda, satış işlemi mahkeme kararı ve ilgili satış birimleri aracılığıyla gerçekleştirilir. Mahkeme tarafından verilen satış kararı kesinleştiğinde, dosya satış memurluğuna veya icra müdürlüğüne gönderilerek resmi süreç başlatılır.
Sürecin işleyişi şu adımlardan oluşur:
● Kıymet Takdiri: Satış birimi tarafından görevlendirilen bilirkişiler, taşınmazın güncel piyasa değerini belirlemek üzere inceleme yapar. Hazırlanan değerleme raporu tüm mirasçılara tebliğ edilir. Mirasçıların bu bedele itiraz etme hakları bulunur; itirazlar neticelendiğinde taşınmazın kesin satış bedeli ortaya çıkar.
● İhale İlanı ve Açık Artırma: Taşınmazın satış günü ve şartları ilan edilir. Satış, halka açık bir şekilde ve açık artırma usulüyle yapılır. Günümüzde bu ihaleler çoğunlukla elektronik ortamda(uyap e-satış portalı üzerinden) gerçekleştirilir. Taşınmaz, belirlenen muhammen bedelin yüzde ellisi ve ek masrafları karşılayan en yüksek teklifi veren kişiye satılır.
● Bedelin Paylaştırılması: Satış gerçekleştikten ve ihale bedeli yatırıldıktan sonra, dosya kapsamında yapılan mahkeme giderleri, satış masrafları ve ödenmesi gereken vergiler toplam tutardan düşülür. Elde kalan net miktar, mirasçıların veraset belgesinde(mirasçılık belgesi) yer alan payları oranında hesaplanarak paydaşların banka hesaplarına yatırılır.
Bu prosedür tamamlandığında taşınmazın mülkiyeti alıcıya geçer ve mirasçılar arasındaki ortaklık nakdi bedel üzerinden sonlandırılmış olur. Mahkeme yoluyla yapılan bu satış, mirasçıların rızasının aranmadığı zorunlu bir tasfiye işlemidir.
Mirasçı taşınmazı ihaleden kendisi alabilir mi?
Miras kalan bir taşınmazın mahkeme kanalıyla satışına karar verildiğinde, mirasçıların bu ihaleye katılarak taşınmazın tamamını satın almaları hukuken mümkündür. Mirasçının ihaleye girmesi için herhangi bir özel izin almasına gerek yoktur. Yasal süreçte bir mirasçı, dışarıdan ihaleye katılan herhangi bir üçüncü kişi gibi teklif vererek en yüksek bedeli sunduğu takdirde taşınmazın yeni sahibi olabilir.
Mirasçıların ihale yoluyla alım yapmasının diğer alıcılara göre iki temel avantajı bulunmaktadır. Bunlardan ilki mahsup(indirim) hakkıdır. İhaleyi kazanan mirasçı, taşınmazın satış bedelinden kendi miras payına düşen kısmı nakit olarak ödemek zorunda değildir. Örneğin, taşınmazın dörtte birine sahip olan bir mirasçı ihaleyi kazandığında, satış bedelinin yalnızca dörtte üçünü ve yasal masrafları öder. Kendi payına düşen kısım ise satış bedelinden mahsup edilir.
İkinci avantaj ise teminat muafiyetidir. Normal şartlarda ihaleye katılmak isteyenlerin belirli bir nakit teminat yatırması gerekirken, mirasçılar için bu kural esnetilebilir. Eğer mirasçının taşınmaz üzerindeki hissesinin değeri ihaleye katılım için gereken teminat miktarını karşılıyorsa, mirasçıdan ayrıca nakdi teminat yatırması istenmez. Bu durum mirasçıların ihaleye daha kolay ve az maliyetle katılmasına imkan(olanak) tanır. Dolayısıyla mirasçılar, aile yadigarı olan veya mülkiyetini korumak istedikleri taşınmazı bu yolla kendi üzerlerine tescil ettirebilirler.
Miras Kalan Taşınmazın Aynen Paylaşılması Mümkün mü?
Miras kalan bir taşınmazın mirasçılar arasında fiziksel olarak bölünerek paylaştırılmasına hukuk dilinde aynen taksim denir. Türk Medeni Kanunu’nun 699. maddesine göre, bir malın paylaşılmasında asıl olan, o malın aynen bölünmesidir. Eğer miras kalan taşınmazın yapısı ve yasal durumu müsaitse, her bir mirasçıya kendi payı oranında somut bir parça verilerek ortaklık sonlandırılabilir. Ancak bir taşınmazın aynen paylaşılabilmesi için hem fiili hem de hukuki imkanların aynı anda bulunması şarttır.
Miras Kalan Hisseli Taşınmazda Hisse Satışı Yapılabilir mi?
Miras kalan bir arsa, ev veya tarlada pay sahibi olan mirasçıların, kendi hisselerini satmaları hukuken mümkündür. Ancak bu satış işleminin yöntemi ve geçerliliği, taşınmazın tapu kayıtlarındaki mülkiyet yapısına göre farklılık gösterir. Mirasçılar arasında henüz pay paylaşımı yapılmamışsa ve mülkiyet elbirliği halindeyse, bir mirasçının kendi payını üçüncü bir kişiye(mirasçılar dışındaki birine) doğrudan satması yasal olarak mümkün değildir. Bu durumda hisse satışı yapılabilmesi için öncelikle elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi gerekir.
Evde oturan mirasçı kira ödemek zorunda kalır mı?
Miras kalan bir evde mirasçılardan birinin tek başına oturması durumunda, diğer mirasçıların kendi payları oranında bir kullanım bedeli talep etme hakları bulunmaktadır. Hukuk terminolojisinde bu bedel kira olarak değil, haksız işgal tazminatı(ecrimisil) olarak adlandırılır. Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesine göre belirlenen mülkiyet hakları çerçevesinde, hiçbir mirasçı diğer mirasçıların haklarını ihlal edecek şekilde taşınmazı tek başına ve karşılıksız olarak kullanamaz. Ancak bu bedelin istenebilmesi için belirli hukuki şartların oluşması gerekir.
Hukuki sürecin etkin yönetilmesi, doğru stratejilerin belirlenmesi, güvenilir bir işbirliği miras davanızı en iyi şekilde yönetilebilmesi için hukuki ihtiyaçlarınızı anlayan ve ilgili alanda uzmanlaşmış bir miras avukatı ile süreci takip etmenizi önemle tavsiye ederiz.
Sıkça Sorulan Sorular
Birden fazla mirasçının bulunduğu hallerde, mirasçılardan sadece birinin tüm evin satışını tek başına yapması hukuken mümkün değildir. Evin tamamının satılabilmesi için tüm mirasçıların ortak kararı veya belirli hukuki süreçlerin tamamlanması şarttır. Dolayısıyla, bir evin tek bir kişi tarafından satılabilmesinin temel şartı, o kişinin mirasta tek hak sahibi(yegane mirasçı) olmasıdır. Bu durumda mirasçı, tapu kayıtlarında malik olarak göründüğü andan itibaren satış yetkisini kullanabilir.
Miras kalan bir evin satışı için kural olarak tüm mirasçıların ortak kararı ve imzası gerekir. Kardeşlerden birinin satışı reddetmesi, tapu dairesinde yapılacak hızlı ve anlaşmalı satışı engeller. Bu durumda, satış isteyen kardeş veya kardeşlerin elindeki en güçlü hukuki araç, ortaklığın giderilmesi talebidir. Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca, hiçbir mirasçı bir malın üzerinde istemediği sürece ortak kalmaya zorlanamaz.
Miras kalan bir evde kardeşlerden birinin bizzat ikamet ediyor olması, o taşınmazın satılmasına hukuken engel teşkil etmez. Halk arasında yaygın olan, evde oturan mirasçının satışa onay vermeme veya satışı durdurma hakkına sahip olduğu düşüncesi hukuki bir dayanaktan yoksundur. Türk Medeni Kanunu’nun 640. maddesine göre mirasçılar, terekeye dahil olan haklar üzerinde birlikte hareket ederler ancak bir mirasçının taşınmazı fiilen kullanıyor(oturuyor) olması, diğer mirasçıların mülkiyet haklarını kullanmasına engel oluşturamaz.
Evet, mahkeme yoluyla miras kalan evin satılmasına karar verildiğinde bu işlem kural olarak açık artırma yoluyla gerçekleştirilir. Mahkeme, mirasçıların ortaklığını sona erdirmek için evin satışına karar verdiğinde, bu süreç satış memurluğu veya icra dairesi aracılığıyla yürütülür.
Mirasçılar, kendilerine intikal eden taşınmazdaki paylarını belirli şartlar altında bir başkasına satabilirler. Ancak bu satışın hukuken geçerli bir şekilde yapılabilmesi için öncelikle taşınmaz üzerindeki mülkiyet yapısının belirlenmesi gerekir. Eğer miras kalan arsa, ev veya tarla üzerinde elbirliği mülkiyeti devam ediyorsa, bir mirasçının kendi payını tapuda üçüncü bir kişiye doğrudan satması mümkün değildir. Satışın gerçekleşmesi için mülkiyetin paylı mülkiyete dönüştürülmesi şarttır.
Bu tür durumlarda, uzlaşma sağlanamıyorsa çözüm yolu yargı mercilerine başvurmaktır. Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, bir mirasçının iş birliği yapmaması halinde diğer mirasçılar mahkeme aracılığıyla ortaklığın sona erdirilmesini talep edebilirler.


