Muhdesat Nedir ?
Muhdesat, Arapça kökenli bir kelime olup “tahsis etmek, ayırmak, atamak” gibi anlamlara gelmektedir. Genellikle devlet dairelerinde veya kurumlarında yapılan personel atama, görevlendirme ve yer değiştirme işlemlerini ifade etmektedir. Bu işlemler genellikle resmi bir şekilde belgelendirilir ve ilgili personelin yeni görev yeri veya pozisyonu belirtilir.
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Nedir ?
“Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası”, Türk Hukukunda özel mülkiyete konu olan taşınmazların malikinin belirlenmesi amacıyla açılan bir tür davadır. Bu dava, genellikle bir taşınmazın sahibinin belirsiz olduğu durumlarda veya birden fazla kişinin aynı taşınmaz üzerinde mülkiyet iddiasında bulunduğu durumlarda açılmaktadır.
Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, taşınmazın malikinin kim olduğunu belirlemek, malikin üzerindeki haklarını korumak ve mülkiyet durumunu netleştirmek amacıyla açılmaktadır. Bu dava sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını ve delillerini değerlendirerek taşınmazın sahibini tespit etmeye çalışmaktadır.Dava sonucunda taşınmazın malikinin kim olduAğu kesinleşir ve malikin mülkiyet hakkı belirlenmiş olur. Bu şekilde, taşınmazın sahibi ve onun hakları korunmuş olur.
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Neden Açılır ?
Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, genellikle aşağıdaki sebeplerden dolayı açılmaktadır:
1. Taşınmazın sahibinin belirsiz olması: Bir taşınmazın malikinin kim olduğu net olarak belirlenemiyor veya tartışmalı bir durum söz konusuysa, muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılabilir.
2. Mülkiyet iddialarının çakışması: Birden fazla kişi ya da kurum, aynı taşınmaz üzerinde mülkiyet iddiasında bulunuyorsa ve bu durumda bir anlaşmazlık yaşanıyorsa, muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılabilir.
3. Tapu kaydının eksik veya yanlış olması: Taşınmazın tapu kaydında hata veya eksiklik olması durumunda, bu durumun düzeltilmesi ve taşınmazın gerçek sahibinin belirlenmesi için muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılabilir.
4. Mirasçılık ve miras paylaşımı: Bir taşınmazın mirasçıları arasında anlaşmazlık yaşanması durumunda veya mirasçılık konusunda belirsizlik olduğunda, muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılabilir.Bu sebeplerden dolayı, muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılarak taşınmazın sahibinin belirlenmesi ve mülkiyet durumunun netleştirilmesi amaçlanmaktadır.
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasının Hukuki Dayanağı Nedir ?
Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının hukuki dayanağı Türk Borçlar Kanunu ve Türk Medeni Kanunu gibi ilgili mevzuatlarda yer almaktadır. Bu davayı açma hakkı, taşınmazın mülkiyetine ilişkin hukuki ilişkileri düzenleyen bu kanunlara dayanmaktadır.
Türk Medeni Kanunu‘nun 726. maddesi, taşınmazın mülkiyetinin tespiti ve korunmasına ilişkin hükümleri içermektedir.
Üst hakkı Madde 726-
Bir üst irtifakına dayalı olarak başkasına ait bir arazinin altında veya üstünde sürekli kalmak üzere inşa edilen yapıların mülkiyeti, irtifak hakkı sahibine ait olur. Bir binanın başlı başına kullanılmaya elverişli bağımsız bölümleri üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulması, Kat Mülkiyeti Kanununa tâbidir. Bağımsız bölümler üzerinde ayrıca üst hakkı kurulamaz.
Bu maddeye göre, taşınmaz mülkiyetinin tespiti ve korunması, mahkeme kararıyla yapılır. Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası da bu hükme dayanarak açılmaktadır.Ayrıca, Türk Borçlar Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca hukuki ilişkilerdeki belirsizlikleri gidermek ve hakların korunmasını sağlamak amacıyla davalar açılabileceği belirtilmektedir. Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası da bu çerçevede, taşınmazın sahibinin belirlenmesi ve mülkiyet durumunun netleştirilmesi için açılan bir dava olarak hukuki dayanağını bulmaktadır.
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasınında Mülkiyet Talebi Nedir ?
Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında mülkiyet talebi, davanın temel amacını oluşturan taşınmazın malikinin belirlenmesi ve mülkiyetinin tespit edilmesi anlamına gelmektedir. Bu talep, dava açan tarafın, belirsizlik veya anlaşmazlık yaşanan taşınmazın sahibinin kim olduğunu mahkeme kararıyla resmi olarak belirlemek istemesine dayanmaktadır.
Davacı taraf, muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında mülkiyet talebinde bulunarak, taşınmazın kendisine ait olduğunu iddia eder ve bu iddiasını mahkemede kanıtlamaya çalışır. Mahkeme ise tarafların iddialarını ve delillerini değerlendirerek taşınmazın malikini tespit eder ve kararını verir.Mülkiyet talebi, taşınmazın sahibinin belirlenmesi ve mülkiyet hakkının korunması amacıyla açılan muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının temel unsurlarından biridir ve bu talep doğrultusunda dava süreci ilerler.
Ortaklığın Giderilmesi Davasında Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Nedir ?
Ortaklığın giderilmesi davası, ortaklığın sona erdirilmesi ve ortaklığa konu olan malın paylaşımıyla ilgili bir hukuki süreçtir. Bu davada taraflardan biri, ortaklığın sona erdirilmesi ve malın paylaşımı konusunda anlaşmazlık yaşandığında mahkemeden yardım talep eder.
“Muhdesatın tespiti talebi” ise, bu davada ortaklığa konu olan malın hangi taraflara ait olduğunun belirlenmesi amacıyla yapılan bir taleptir. Bu talep, ortaklığın sona erdirilmesi ve mülkiyetin belirlenmesi sürecinde önemli bir role sahiptir.
Muhdesatın tespit edilmesi talebiyle, ortaklığa konu olan taşınmaz veya malların kime ait olduğu belirlenmeye çalışılır. Bu sayede, malın ortaklığa dahil olan taraflar arasında nasıl paylaşılacağına karar verilebilir ve ortaklığın sona erdirilmesi süreci daha sağlıklı bir şekilde tamamlanabilir. Muhdesatın tespiti talebi, ortaklığın giderilmesi davasında malın mülkiyetinin netleştirilmesi ve paylaşımın adil bir şekilde yapılabilmesi için önemli bir adımdır. Bu talep, mahkemenin ortaklığa konu olan malın sahipliğini belirlemesine ve davada adil bir karar vermesine yardımcı olur.
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasında Hukuki Yarar Nedir ?
Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açan taraf için çeşitli hukuki yararlar sağlayabilir. Bu yararlar şunlar olabilir:
1. Mülkiyetin Belirlenmesi: Davanın temel amacı taşınmazın sahibinin belirlenmesidir. Davacı, taşınmazın kendisine ait olduğunu ispatlayarak mülkiyet hakkını sağlamlaştırabilir.
2. Hak ve Menfaatlerin Korunması: Taşınmazın sahibinin belirsiz olduğu durumlarda, muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılarak hak ve menfaatlerin korunması sağlanabilir.
3. Tapu Kaydının Düzeltilmesi: Eğer taşınmazın tapu kaydında hata veya eksiklik varsa, muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılarak bu durumun düzeltilmesi sağlanabilir.
4. Mirasçılık ve Paylaşım: Mirasçılık durumlarında veya paylaşım gerektiren durumlarda, muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılarak taşınmazın sahibi belirlenebilir ve paylaşım adil bir şekilde yapılabilir.
5. Hukuki Güvence: Davanın sonucunda taşınmazın sahibi belirlenir ve mülkiyet durumu netleşirse, davalı tarafın taşınmaz üzerindeki haklarına ve mülkiyetine ilişkin hukuki güvence sağlanmış olur.
Bu hukuki yararlar, muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının açılmasının ve sonuçlanmasının önemini vurgular. Davanın sonucunda taşınmazın sahibi belirlenir ve mülkiyet durumu netleşirse, tarafların hakları korunmuş olur. Haklarınızın korunması adına alanında uzman Gaziantep Gayrimenkul Avukatı olarak hizmet sunmaktayız.
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Kimler Tarafından Açılabilir ?
Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, Türk Hukukunda genellikle taşınmazın mülkiyetinin belirsiz olduğu veya tartışmalı olduğu durumlarda açılan bir davadır. Bu dava genellikle aşağıdaki kişiler veya kurumlar tarafından açılabilir:
1. Taşınmazın iddia edilen sahibi: Taşınmazın mülkiyetine sahip olduğunu iddia eden kişi veya kurum, muhdesatın aidiyetinin tespiti davasını açarak mülkiyet hakkını kanıtlamak ve korumak isteyebilir.
2. Tapu kaydındaki sahiplik hakkını ispatlamak isteyen kişi veya kurumlar: Eğer taşınmazın tapu kaydında hata veya eksiklik varsa ve bu durumun düzeltilmesi gerekiyorsa, tapu kaydındaki sahiplik hakkını ispatlamak isteyen kişi veya kurumlar da muhdesatın aidiyetinin tespiti davasını açabilir.
3. Mirasçılar: Bir taşınmazın mirasçıları arasında anlaşmazlık yaşanması durumunda veya mirasçılık konusunda belirsizlik olduğunda, mirasçılar muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açarak taşınmazın sahibinin kim olduğunu belirlemek isteyebilir.
4. Ortaklığın sona erdirilmesi davası kapsamında: Ortaklığın paylaşılması gereken taşınmazların sahipliğinin belirlenmesi ve paylaşımın yapılabilmesi için muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılabilir.
Bu durumlarda, muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, taşınmazın sahibinin belirlenmesi ve mülkiyet durumunun netleştirilmesi amacıyla açılır ve ilgili tarafların haklarını korumak için önemli bir rol oynar.
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Kimlere Karşı Açılabilir ?
Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, taşınmazın mülkiyetinin belirsiz olduğu veya tartışmalı olduğu durumlarda açılan bir davadır. Bu dava genellikle taşınmazın mülkiyetinde hak iddia eden veya mülkiyetle ilgili belirsizlik yaşayan kişilere veya kurumlara karşı açılabilir.
Dolayısıyla, muhdesatın aidiyetinin tespiti davası genellikle aşağıdaki kişilere veya kurumlara karşı açılabilir:
1. Taşınmazın mülkiyetine iddia eden kişi veya kurumlar: Taşınmazın mülkiyetine sahip olduğunu iddia eden veya mülkiyet hakkını talep eden kişi veya kurumlar muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açabilir.
2. Tapudaki mülkiyet hakkına itiraz eden kişi veya kurumlar: Eğer taşınmazın tapu kaydında hata veya eksiklik varsa ve bu durumun düzeltilmesi gerekiyorsa, tapudaki mülkiyet hakkına itiraz eden kişi veya kurumlar muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılabilir.
3. Mülkiyet hakkına iddia eden üçüncü kişiler: Taşınmazın mülkiyetine iddia eden üçüncü kişiler, muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açarak mülkiyetin kendilerine ait olduğunu kanıtlamak isteyebilir.4. Mirasçılar: Bir taşınmazın mirasçıları arasında anlaşmazlık yaşandığında veya mirasçılık konusunda belirsizlik olduğunda, mirasçılar muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açarak taşınmazın sahibinin kim olduğunu belirlemek isteyebilir.
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Muhdesatın aidiyetinin tespiti davalarında görevli ve yetkili mahkeme Türk Medeni Kanunu ve Türk Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümlere göre belirlenir. Bu davalar genellikle taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemelerinde görülür. Görev ve yetki konuları şu şekilde belirlenir:
1. Görev: Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, asliye hukuk mahkemelerinin görev alanına girer. Asliye hukuk mahkemeleri, taşınmazın bulunduğu yerde veya taşınmazın bulunduğu yerin bağlı olduğu yerde görevlidir.
2. Yetki: Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılır. Bu durumda, taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesi yetkilidir. Eğer dava birden fazla taşınmazı kapsıyorsa, dava birden fazla yerde de açılabilir ancak taşınmazların bulunduğu yerdeki mahkeme yetkili olacaktır.Bu nedenle, muhdesatın aidiyetinin tespiti davalarında görevli ve yetkili mahkeme genellikle taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesidir. Bu mahkemede dava açılarak mülkiyetin tespiti ve belirlenmesi süreci yürütülür.
EMSAL KARARLAR :
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2014/25423 E. , 2017/2113 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesat Aidiyetinin Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, tarafların müşterek murisinden miras kalan 54 ada 11 parsel sayılı taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, dava konusu taşınmaz üzerindeki bağ evinin vekil edeni tarafından yapıldığını ve çeşitli meyve ağaçlarının vekil edeni tarafından dikildiğini, taşınmazın etrafının tel ile çevrildiğini, taşınmaza çardak yapıldığını, taşınmaz üzerine yapılan bu muhdesatların davacıya ait olduğunun tespiti ile taşınmazın değeri ile muhdesat değerlerinin taşınmaza yaptığı katkı konusunda oran kurulmasını istemiştir.
Davalılardan … vekili; davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan …, duruşmada alınan beyanında; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, … parselde bulunan taşınmazdaki 85 zeytin, 98 şeftali, 2 nektarin, 18 kiraz, 1 vişne, 9 erik, 10 armut, 2 kayısı, 3 incir, 40 asma, 3 ayva, 6 gül fidanı ile aynı taşınmaz üzerinde bulunan 15 m² yığma briket kulübenin muhtesat aidiyetinin davacı … adına tespitine, aynı taşınmazdaki bilirkişi ziraat bilirkişisi … raporunda yaşı 19-21 olarak belirtilen 11 adet zeytin ile 14-16 yaşlarında olan 1 dut yönünden davanın reddine, kuyu bakımı, taşınabilir çardak, çit tel örgü talebinin hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine,davacının orantı kurma ve değer tespiti taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre tarafların (2) bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur(4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir.
Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır(TMK 722, 724, 729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; dosyanın içeriğine, toplanan delillere göre, dava konusu muhdesatların davacı tarafından meydana getirildiği sabit olmuştur. Mahkemece muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, muhdesatın aidiyetine karar verilmesi doğru değildir.
Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, hüküm fıkrası 2. bentteki “…muhdesat aidiyetinin davacı … adına tespitine …” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “… davacı … tarafından meydana getirildiğinin tespitine…” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle 1086 sayılı HUMK’nun 438/7 maddesi uyarınca ONANMASINA; taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen sebeple reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme talebinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 20.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/8978 E. , 2018/7886 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.11.2013 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.09.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, 4366 ada 13 parsel sayılı taşınmazdaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir.
Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%…) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Somut olayda; davacı … muhdesat iddiası bulunduğundan tarafların muhdesatın aidiyeti konusundaki beyanlarının alınması, muhdesatın aidiyeti konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde o paydaşa görevli mahkemede dava açmak üzere HMK’nın 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmesi,
mahkemece verilen süre içerisinde dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, açılmadığı takdirde o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi, muhdesatın aidiyeti konusunda tarafların uzlaşması veya muhdesatın aidiyetinin tespiti hakkında açılan dava sonucunda paydaş veya bazı paydaşlara aidiyetine karar verilmesi halinde bilirkişilerden dava konusu taşınmazlarda dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerlerinin ayrı ayrı tespit edilmesi, taşınmazın tüm değerinin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiğinin yüzdelik (%…) oran kurulmak suretiyle belirlenmesi amacıyla rapor alınması,
satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedelin ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılmasna yönelik karar verilmesi gerekirken, muhdesatların hangi paydaşa ait olduğu belli olmadan, muhdesat oranlaması yapılmadan infaza elverişli olmayacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 19.11.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.