İş kazası nedir ?
İş kazası, bir çalışanın işyerinde çalışırken meydana gelen ve işle ilgili yaralanma, hastalık veya ölümle sonuçlanan olaydır. İş kazaları genellikle işyerindeki tehlikeli koşullar, yetersiz eğitim ve bilinçsizlik gibi faktörlerden kaynaklanabilir. İş kazalarının önlenmesi için işverenlerin iş güvenliği önlemleri alması ve çalışanların da güvenlik kurallarına uyması önemlidir. Ayrıca, iş kazaları sonucunda mağdur olan çalışanlara tazminat ve sağlık hizmeti gibi haklar da sağlanır.
iş kazası olarak kabul edilen durumlar, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesinde belirtilmiştir. Ayrıca, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda belirtilmiştir. Buna göre, aşağıdaki durumlar iş kazası olarak kabul edilir:
6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu madde 3/1-g
g) İş kazası: İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet
veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olayı,
1. İş kazaları: İşyerinde meydana gelen ve çalışanın iş görmesiyle ilgili olan kazalar iş kazası olarak kabul edilir. Bu kazalar sonucunda çalışanın yaralanması veya ölümü söz konusu olabilir.
2. Meslek hastalıkları: İşyerindeki çalışma şartları nedeniyle ortaya çıkan hastalıklar meslek hastalığı olarak kabul edilir. Bu hastalıkların, çalışanın işte bulunduğu süre boyunca maruz kaldığı zararlı etkenlerden kaynaklandığı kabul edilir.
3. İş kazası sonucu ölüm: İşyerinde meydana gelen bir olay sonucu çalışanın hayatını kaybetmesi iş kazası olarak kabul edilir. Bu durumda, iş kazasının ölüme sebep olduğu belgelenmelidir.Türkiye’de iş kazalarıyla ilgili olarak resmi bir raporlama süreci bulunmaktadır. İşverenler, meydana gelen iş kazalarını derhal ilgili kurumlara bildirmekle yükümlüdür. Çalışanlar da iş kazalarını işverene bildirmeli ve gerekli sağlık hizmetlerini almalıdır.
İş kazası nedeni ile maddi manevi tazminat nedir ?
iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat, çalışanın iş kazası sonucunda uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesini sağlamak amacıyla öngörülen haklardır. İş kazası sonucu yaşanan zararlar, işverenin kusuru veya ihmali olduğu durumlarda tazminat talep edilebilir. İş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminatın detayları aşağıda açıklanmıştır:
1. Maddi Tazminat: İş kazası sonucunda çalışanın maddi kayıpları karşılanır. Maddi tazminat, iş kazası nedeniyle meydana gelen tedavi masrafları, rehabilitasyon giderleri, geçici veya kalıcı sakatlık durumunda gelir kaybı, çalışma gücü kaybı, işe dönüş sürecindeki mali kayıplar, yoksun kalınan destek kaybı gibi ekonomik zararların karşılanmasını içerir. Maddi tazminat miktarı, çalışanın yaşadığı zararın tespiti ve mahkeme kararıyla belirlenir.
2. Manevi Tazminat: İş kazası sonucunda çalışanın psikolojik ve duygusal zararlarına karşı verilen tazminattır. Manevi tazminat, iş kazası sonucu yaşanan acı, ızdırap, ruhsal sıkıntılar, travma sonrası stres bozukluğu gibi duygusal etkilerin giderilmesini amaçlar. Manevi tazminat miktarı, mahkeme tarafından değerlendirilerek belirlenir ve iş kazası nedeniyle yaşanan mağduriyetin derecesine göre değişebilir.
Maddi ve manevi tazminat talebi için iş kazası mağdurlarının, işverene yazılı olarak başvuruda bulunması gerekmektedir. Başvurunun ardından işverenin talebi kabul etmemesi veya tazminat miktarının anlaşmazlık konusu olması durumunda, mahkeme yoluna başvurulabilir. Mahkeme, delilleri değerlendirerek adil bir tazminat miktarı belirler. İş kazası mağdurları, avukatları aracılığıyla hukuki süreci takip edebilir ve haklarını koruyabilir. Bu noktada Muteber Hukuk olarak uzman avukatlarımız vasıtasıyla hukuki destek vermeye hazırız.
Hukuki sürecin etkin yönetilmesi, doğru stratejilerin belirlenmesi, güvenilir bir işbirliği ile iş davanızı en iyi şekilde yönetilebilmesi için hukuki ihtiyaçlarınızı anlayan ve ilgili alanda uzmanlaşmış bir iş avukatı ile süreci takip etmenizi önemle tavsiye ederiz.
İş kazası nedeni ile kimler maddi manevi tazminat davası açabilir ?
İş kazası nedeniyle tazminat davası açma hakkına sahip olan kişiler şunlardır:
1. İş Kazası Mağduru Çalışanlar: İş kazası sonucunda yaralanan veya zarar gören çalışanlar tazminat davası açma hakkına sahiptir. Bu, işverenin kusuru veya ihmali sonucunda meydana gelen kazaları kapsar. Çalışanlar, iş kazasında maruz kaldıkları maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesi için dava açabilirler.
2. İş Kazasında Hayatını Kaybeden Çalışanların Yakınları: İş kazası sonucunda hayatını kaybeden bir çalışanın yakınları da tazminat davası açma hakkına sahiptir. Bu, işverenin kusuru veya ihmali sonucunda gerçekleşen ölümleri kapsar. Çalışanın eş, çocuklar veya diğer mirasçıları, ayrıca hayatını kaybeden işçiden maddi destek aldığını ispatlayan kişiler iş kazasının neden olduğu maddi ve manevi zararların tazmin edilmesi için dava açabilirler. Tazminat davası açma hakkı, iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren belirli bir süre içinde kullanılmalıdır.
İş kazası nedeni ile açılacak maddi manevi tazminat davaları kimlere karşı açılır ?
İş kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davaları, aşağıdaki kişilere veya kurumlara karşı açılabilir:
1. İşveren: İş kazası genellikle işverenin sorumluluğunda olan bir durumdur. İşverenin ihmali, kusuru veya yetersiz önlemleri sonucunda meydana gelen iş kazaları nedeniyle tazminat davası açılabilir.
2. İşveren Vekili veya Yetkilileri: İşvereni temsil eden veya işverenin yetkilendirdiği kişiler de iş kazası nedeniyle tazminat davasına muhatap olabilir. Örneğin, işyerinde güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu bilen ve gerekli önlemleri almayan bir işveren vekili veya yönetici hakkında da dava açılabilir.
3. Diğer Sorumlu Kişiler: İş kazasına doğrudan veya dolaylı olarak katkıda bulunan diğer kişiler veya kurumlar da tazminat davasına muhatap olabilir. Örneğin, işyerindeki ekipmanın bakımını yapması gereken bir şirket veya dışarıdan gelen bir müteahhit, iş kazasına sebep olan faktörlerden sorumlu tutulabilir.Tazminat davasının hangi kişi veya kurumlara karşı açılacağı, iş kazasının nedeni, sorumluluk paylaşımı ve diğer faktörlere bağlı olarak değişebilir.
4. Sigorta şirketi : İş kazası sigortası, işverenlerin iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu oluşan maddi ve manevi zararları karşılamak amacıyla yaptırdığı bir sigorta türüdür. İşverenler, iş kazası sigortası poliçesiyle çalışanlarını iş kazalarına karşı güvence altına alır. Bu sigorta, işverenin iş kazası sonucunda ortaya çıkan tazminat taleplerini karşılamayı amaçlar. Dolayısıyla, iş kazası sonucu uğradığı zararları tazmin etmek isteyen bir çalışan, iş kazası sigorta şirketine karşı da tazminat davası açabilir.
Ancak, iş kazası sigorta poliçesinin kapsamı ve sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe şartlarına bağlıdır. Sigorta poliçesinde belirtilen koşullara uygun olarak iş kazası nedeniyle meydana gelen zararlar tazmin edilebilir. Bu nedenle, iş kazası tazminat davasının sigorta şirketine karşı açılabilmesi için, sigorta poliçesinin incelenmesi ve sigorta şirketinin sorumluluğunun belirlenmesi önemlidir.
İş kazasının ispatı nasıl olur ?
iş kazasının ispatı, tazminat taleplerinin kabul edilmesi için önemlidir. İş kazasının ispatı için aşağıdaki yöntemler kullanılabilir:
1. İş Kazası Tutanağı: İş kazası anında veya hemen sonrasında işveren veya yetkililer tarafından iş kazası tutanağı düzenlenmelidir. İş kazası tutanağı, kazanın tarihini, saatini, yerini, tanıkların ifadelerini ve olayın nasıl gerçekleştiği gibi detayları içermelidir. İş kazası tutanağı, iş kazasının varlığını ve nasıl meydana geldiğini kanıtlamak için önemli bir belgedir.
2. Sağlık Raporları: İş kazasında yaralanan veya zarar gören kişinin sağlık durumuyla ilgili doktor raporları ve tıbbi belgeler, iş kazasının neden olduğu yaralanma veya zararı doğrulamak için kullanılabilir. Bu raporlar, iş kazasının sonuçları hakkında objektif ve resmi bir değerlendirme sağlar.
3. Tanıkların İfadeleri: İş kazasının tanıkları, olayın nasıl gerçekleştiği konusunda önemli bilgilere sahip olabilir. İş kazasında bulunan diğer çalışanlar, güvenlik görevlileri veya diğer tanıkların ifadeleri, iş kazasının ispatı için önemli kanıtlar olabilir.
4. Fotoğraflar ve Videolar: İş kazası yerindeki fotoğraflar veya videolar, kazanın meydana geldiği durumu ve koşulları göstermek için kullanılabilir. İş kazası sonrasında, olay yerinin fotoğraflanması veya video kaydedilmesi, iş kazasının ispatı için önemli bir kanıt olabilir.
5. Uzman Raporları: İş kazası sonucu ortaya çıkan zararın değerlendirilmesi için uzman raporları kullanılabilir. Mesleki uzmanlar, iş kazası sonucunda meydana gelen zararın boyutunu ve nedenlerini belirlemek için analizler yapabilir ve raporlar hazırlayabilir.İş kazasının ispatı, tazminat taleplerinin kabul edilmesi ve hakların korunması için önemlidir. İş kazası mağdurları, avukatları veya hukuki danışmanları aracılığıyla bu kanıtları toplayabilir ve dava sürecinde kullanabilirler.
İş kazası nedeni ile maddi manevi tazminat nasıl hesaplanır ?
İş kazası tazminatlarını hesaplamak için aşağıdaki faktörler önemlidir:
1. İş Kazasının Ciddiyeti: İş kazasının ciddiyeti, tazminat miktarını etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Kazanın sonucunda meydana gelen yaralanma veya zararın derecesi, tazminat miktarını belirler. Örneğin, kalıcı bir sakatlık veya ölüm durumunda tazminat miktarı daha yüksek olabilir.
2. Tedavi ve Rehabilitasyon Masrafları: İş kazası sonucunda meydana gelen yaralanmanın tedavi ve rehabilitasyon masrafları, tazminat miktarının belirlenmesinde önemli bir rol oynar. Tıbbi masraflar, ilaçlar, doktor muayeneleri, fizyoterapi veya rehabilitasyon süreçleri gibi tedavi maliyetleri dikkate alınır.
3. Gelir Kaybı ve Destekten yoksun kalma: İş kazası sonucunda çalışma gücünde bir kayıp yaşanıyorsa, bu durumda gelir kaybı tazminatı talep edilebilir. İş kazası nedeniyle çalışma kapasitesinde azalma veya tamamen iş göremezlik durumu varsa, mağdurun kazanç kaybı göz önüne alınarak tazminat miktarı hesaplanır. Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması;
Destekten yoksun kalma tazminatı, bir kişinin ölümü veya kalıcı bir sakatlık sonucunda ailenin veya yakınlarının maddi destekten mahrum kalması durumunda talep edilen bir tazminat türüdür. Bu tazminat, mağdurun kaybettiği geliri veya destekleri yerine koymayı amaçlar. Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında aşağıdaki faktörler dikkate alınır:
1. Mağdurun Geliri: Mağdurun ölümü veya sakatlanmasından önceki geliri, destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında önemli bir faktördür. Mağdurun son üç yıllık geliri veya son maaşı temel alınarak hesaplama yapılabilir. Bu gelir, brüt veya net olarak değerlendirilebilir.
2. Destek Süresi: Destekten yoksun kalma tazminatı, mağdurun destek sağladığı süre boyunca talep edilebilir. Bu süre, mağdurun yaşına, aile durumuna ve diğer faktörlere bağlı olarak değişebilir. Genellikle mağdurun çocuklarının reşit olana kadar veya eşinin hayatta olduğu sürece destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilir.
3. Destek Miktarı: Destekten yoksun kalma tazminatı, mağdurun sağladığı maddi destek miktarını yansıtmalıdır. Mağdurun ailesinin veya yakınlarının mağduriyetini gidermek için gerekli olan miktar dikkate alınır. Bu miktar, mağdurun geliri, ailenin ihtiyaçları ve diğer faktörlere bağlı olarak hesaplanır.
4. Enflasyon ve Faiz: Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken enflasyon ve faiz gibi faktörler de dikkate alınabilir. Tazminat miktarı, gelecekteki enflasyon oranlarına veya faiz oranlarına göre ayarlanabilir.
4. Manevi Zararlar: İş kazası sonucunda mağdurun yaşadığı manevi zararlar, tazminat miktarının belirlenmesinde etkili olabilir. İş kazası nedeniyle ortaya çıkan acı, ızdırap, travma, korku gibi duygusal etkileri içeren manevi zararlar dikkate alınır.
İş kazası nedeniyle manevi tazminat miktarı, mağdurun yaşadığı acı, ızdırap, travma ve diğer duygusal etkileri dikkate alarak hesaplanır. Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde aşağıdaki faktörler göz önünde bulundurulur:
a. Kazanın Ciddiyeti: İş kazasının ciddiyeti, manevi tazminat miktarını etkileyen önemli bir faktördür. Kazanın sonucunda meydana gelen yaralanma veya zararın derecesi, tazminat miktarını belirler. Kalıcı bir sakatlık, ölüm veya diğer ağır sonuçlar durumunda manevi tazminat miktarı daha yüksek olabilir.
b. Fiziksel ve Psikolojik Etkiler: İş kazası sonucunda mağdurun yaşadığı fiziksel ve psikolojik etkiler, manevi tazminat miktarının belirlenmesinde önemli bir rol oynar. Bu etkiler, ağrı, acı, sıkıntı, travma, depresyon, kaygı ve diğer duygusal rahatsızlıkları içerebilir.
c. Tedavi ve Rehabilitasyon Masrafları: İş kazası nedeniyle mağdurun yaşadığı fiziksel veya psikolojik etkilerin tedavi ve rehabilitasyon masrafları, manevi tazminat miktarının hesaplanmasında dikkate alınır. Bu masraflar, terapi, danışmanlık, ilaçlar veya diğer tedavi yöntemleri için harcanan maliyetleri içerebilir.
d. Gelecekteki Etkiler: İş kazası sonucunda mağdurun gelecekte yaşayabileceği fiziksel veya psikolojik etkiler de manevi tazminat miktarını etkileyebilir. Kalıcı bir sakatlık veya uzun süreli psikolojik travma gibi durumlar, gelecekteki yaşam kalitesi üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olabilir ve bu da tazminat miktarını artırabilir.
e. Benzer Örnekler ve Mahkeme Kararları: Benzer iş kazası vakalarında verilen mahkeme kararları, manevi tazminat miktarının belirlenmesinde bir referans noktası olabilir. Mahkemeler, benzer vakalara dayanarak mağdurların yaşadığı acı ve ızdırap için adil bir tazminat miktarı belirlemeye çalışır.
5. Sigorta Kapsamı: İşverenlerin iş kazası sigortası poliçesi bulunması durumunda, tazminat miktarı sigorta poliçesinin kapsamına göre hesaplanır. Sigorta poliçesi, iş kazası nedeniyle ortaya çıkan tazminat taleplerini karşılamayı amaçlar ve sigorta şirketinin sorumluluğunu belirler.
6. Hukuki Süreç ve İş Hukuku Mevzuatı: Tazminat miktarının belirlenmesinde hukuki süreç ve iş hukuku mevzuatı da önemlidir. Türkiye’de iş kazası tazminatları, Türk Borçlar Kanunu, İş Kanunu ve ilgili diğer mevzuatlar çerçevesinde belirlenir. Hukuki süreçteki faktörler ve mevzuatın gereklilikleri dikkate alınarak tazminat miktarı hesaplanır.Tazminat miktarının doğru bir şekilde hesaplanması, iş kazası mağdurlarının haklarının korunması ve adil bir tazminat alması için önemlidir.
7. İşçinin kusuru :
İş kazası tazminat hesaplamalarında işçinin kusuru, tazminat miktarını etkileyen önemli bir faktördür. İşçinin kusuru, iş kazasının meydana gelmesindeki sorumluluğunu ifade eder. İşçinin kusur oranı, tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınır. Maddi Tazminata İşçinin kusuru, maddi tazminat miktarını etkileyebilir. Eğer işçinin kusuru, iş kazasının meydana gelmesinde önemli bir rol oynadıysa, tazminat miktarı düşebilir. Mahkemeler, işçinin kusur oranını belirleyerek tazminat miktarını buna göre düşürebilir veya hüküm verebilir.
Manevi Tazminata işçinin kusuru, manevi tazminat miktarını da etkileyebilir. İşçinin kusuru, kazanın meydana gelmesindeki sorumluluğunu artırabilir ve bu da manevi tazminat miktarının azalmasına neden olabilir. Mahkemeler, işçinin kusur oranını dikkate alarak mağdurun yaşadığı acı ve ızdırap için adil bir tazminat miktarı belirler.Kusur oranı, iş kazasının nedenleri, işçinin eğitim düzeyi, deneyimi, güvenlik kurallarına uyumu ve diğer faktörlere bağlı olarak belirlenir. Mahkemeler, işçinin kusur oranını objektif olarak değerlendirir ve adil bir tazminat miktarı belirlemeye çalışır.
Önemli bir nokta, bazı ülkelerde kusurlu davranış nedeniyle işçinin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddedilebileceğidir. Bu nedenle, iş kazası mağdurlarının avukatları veya hukuki danışmanlarıyla iletişime geçerek durumu ve haklarını değerlendirmeleri önemlidir.
İş kazası nedeni ile maddi manevi tazminat davalarında zamanaşımı
İş kazası nedeni ile maddi manevi tazminat taleplerini içerir davalarda zamanaşımı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 146. maddesi hükmü uyarınca 10 yıldır. Zamanaşımı süresi iş kazasının meydana gelmiş olduğu tarihten başlar.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununu146.
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık
zamanaşımına tabidir.
İş kazası nedeni ile açılacak maddi maneci tazminat davalarında görevli ve yetkili mahkeme ?
İş kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında görevli ve yetkili mahkeme, Türk Hukuk Sistemi’nde işçi-işveren ilişkileriyle ilgili davalara bakma yetkisi olan İş Mahkemeleridir.
İş Mahkemeleri, işçilerin işverenleri aleyhine açtıkları davalara bakmakla görevlidir. İş kazası tazminat davaları da bu kapsamda değerlendirilir. İş Mahkemeleri, işçilerin iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerini ele alır ve karara bağlar. İş mahkemesinin bulunmayan yerlerde iş kazasından kaynaklı maddi manevi tazminat davalarına Asliye Hukuk Mahkemesi, iş mahkemesi sıfatı ile tazminat davalarına bakar.
Yetkili İş Mahkemesi ise, davacının çalıştığı iş yerinin bulunduğu yerdeki İş Mahkemesidir. Örneğin, iş kazası İstanbul’da meydana gelmişse, İstanbul’daki İş Mahkemesi yetkili olacaktır. İşçinin çalıştığı iş yerinin birden fazla şubesi veya şubeleri olması durumunda ise, işçinin çalıştığı şubenin bulunduğu yerdeki İş Mahkemesi yetkili olacaktır. İş kazası tazminat davalarında doğru mahkemeye başvurmak önemlidir. İş Mahkemeleri, iş hukuku konularında uzmanlaşmış mahkemelerdir ve işçi-işveren ilişkileriyle ilgili hukuki konulara aşina olan hakimler tarafından değerlendirilir.
İş kazasının tespiti
iş kazasının tespiti, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı olan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılmaktadır. İş kazasının tespiti ve raporlanması aşağıdaki adımları içermektedir:
1. İş Kazası Bildirimi: İşçi veya işveren, iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren en geç 3 iş günü içinde iş kazasını yetkili kişiye bildirmek zorundadır. Bu bildirim, işveren tarafından SGK’YA yapılmaktadır.
2. İş Kazası Raporu: İş kazasının tespiti için SGK tarafından bir iş kazası raporu düzenlenir. İşveren, iş kazasına ilişkin detayları ve belgeleri SGK’ya sunar. SGK, olayı inceleyerek iş kazası raporunu hazırlar.
3. İş Kazası Raporu Değerlendirmesi: SGK, iş kazası raporunu değerlendirir ve iş kazasının meydana gelip gelmediğini, kazanın nasıl meydana geldiğini, kusurun olup olmadığını ve diğer detayları inceler. Bu değerlendirme sonucunda iş kazası tespit edilir veya edilmez.
4. İş Kazası Raporu Onayı: SGK tarafından hazırlanan iş kazası raporu, İş Sağlığı ve Güvenliği Yüksek Kurulu (İSGÜK) tarafından onaylanır. İş kazası raporunun onaylanmasıyla birlikte iş kazasının tespiti kesinleşir.İş kazasının tespiti ve raporlanması süreci, iş kazasının doğru şekilde belirlenmesi ve işçinin haklarının korunması açısından önemlidir. İşçi, iş kazası raporuyla birlikte tazminat talebinde bulunabilir ve diğer yasal haklarını kullanabilir.
İş kazası tespiti davası
İş kazası tespit davaları, işveren tarafından yaşanılan kazanın SGK’ya bildirilmediği durumlarda iş kazasının meydana geldiği durumun iş kazası olarak kabul edilip edilmediğinin hukuki olarak tespit edilmesi amacıyla açılan davaları ifade eder. İş kazası tespit davaları, işçi veya işveren tarafından açılabilir.
İş kazası tespit davaları genellikle şu durumlarda açılır:
1. İş Kazasının Kabul Edilmemesi: İşçi, iş kazası geçirdiğini iddia eder ancak işveren veya sigorta şirketi bu durumu kabul etmez. İşçi, iş kazasının tespiti için mahkemeye başvurabilir.
2. İş Kazasının Şüpheli Olması: İş kazasının nasıl meydana geldiği belirsiz veya tartışmalı ise, taraflar iş kazasının tespiti için mahkemeye başvurabilir.
3. Tazminat Talebi: İşçi, iş kazası sonucunda maddi veya manevi zarar gördüğünü iddia eder ve tazminat talebinde bulunur. İşveren veya sigorta şirketi bu talebi reddederse, işçi iş kazasının tespiti için mahkemeye başvurabilir.
İş kazası tespit davaları genellikle İş Mahkemeleri’nde görülür. Mahkeme, tarafların delillerini değerlendirir, tanıkları dinler ve iş kazasının tespit edilip edilmediğine karar verir. İş kazası tespit davalarında, taraflar avukatları aracılığıyla hukuki destek alabilir ve haklarını savunabilir.İş kazası tespit davaları, iş kazasının hukuki olarak kabul edilmesi veya reddedilmesi üzerine karar verir ve bu durum işçinin tazminat talepleri ve diğer yasal hakları açısından önemlidir.
İş Kazası Nedeni ile Maddi Manevi Tazminat Davalarına İlişkin Yargıtay Kararları
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2016/1031 E. , 2016/13868 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi(Müstemir Yetkili)
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 258.617,67 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmei taraf vekillerince istenilmesi ve davalı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08/11/2016 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti.
Duruşma günü davalı vekili Avukat … geldi.
Davacılar adına gelen olmadı. Davacılar vekili Av. … duruşmaya katılamayacağına dair mazeret dilekçesi göndermiştir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. İşin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
1-Temyiz kapsam ve nedenlerine göre, maddi tazminat hesabı yapılırken, bakiye ömrün tespitinde …. yaşam tablosu yerine; yerleşik içtihatlara aykırı olacak şekilde … adlı başka bir tablo kullanılması, açık temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre; tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava, sigortalının iş kazası sonucunda vefatı nedeniyle yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı eş ve çocukların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne, sair istemlerin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden, davacılar anne, baba ve kardeşlerin manevi tazminat taleplerinin hangi nedenlerle reddedildiğine dair hüküm gerekçesinde bir açıklama yapılmadığı, davacı çocuk ….’ye iş kazası ölüm geliri bağlanmadığı, müteveffa sigortalının ölümüne neden olan şahıs veya şahısların meçhul kişiler oldukları anlaşılmaktadır.
4-Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
5-Dava nitelikçe Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesine ilişkin olup, davanın bu niteliğinden ötürü, haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir bölümünün hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre belirlenen tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
Bu bakımdan, davanın niteliği göz önünde tutularak öncelikle hak sahiplerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası nedeniyle gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, gelir bağlanmış ise, bildirilen miktarın, tazminattan düşülmesi, gelir bağlanmamış ise bu yön, hak sahibinin tazminat hakkını doğrudan etkileyeceğinden hak sahibine; gelir bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı dava açması için önel verilmesinde yasal zorunluluk olduğu açıktır. Başka bir anlatımla, kendisine gelir bağlanmayan hak sahibinin destekten yoksun kalma tazminat isteme hakkına sahip olmayacağı açık-seçiktir.
6-Tazminat hukukunun temel ilkelerinden biri; sorumluluk şartlarının oluşması koşuluyla, zarar verenin, zarar görenin malvarlığında oluşan eksilmeyi tümüyle (tam tazmin) gidermesidir. Ancak bu ilkenin katı uygulanması, hakkaniyete uygun olmayan sonuçlar doğmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle, gerek olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 43 ve 44. maddelerinde, gerekse 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK’nın 51 ve 52. maddelerinde bazı olguların gerçekleşmesi halinde, hâkime tazminattan indirim yapma, gerektiğinde tazmin istemini tamamen reddetme yetkisi tanınmıştır.
Bu açıdan, dayanışmalı sorumluluk esasları kapsamında rücu alacağının; kimliği/kimlikleri meçhul olan kişi/kişilerin kusuruna ilişkin kısmının da diğer tazmin sorumlularından istenmesi durumunda; olayın oluş şekli, diğer tazmin sorumlularının; kimliği/kimlikleri meçhul kişi/kişilere rücu imkanının bulunmaması, sigortalının ölümünde diğer tazmin sorumlularının eyleminin taksirli kusura, meçhul kişi/kişilerin eyleminin ise genelde kasta dayanması nedenlerinden dolayı; hükmedilecek tazminattan anılan hükümler gözetilerek takdir edilecek bir oranda hakkaniyet indirimi yapılması konusundaki değerlendirmenin kararda tartışılması gerekir.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olayda, davacılar anne, baba ve kardeşler lehine muhik bir manevi tazminata hükmdilmesi gerekirken gerekçesi açıklanmaksızın adı geçen davacıların manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi, davacı çocuk ….’ye kurum tarafından gelir bağlanıp bağlanmadığı araştırılmadan davacı … lehine maddi tazminata hükmedilmesi, sigortalının öldürülmesiyle sonuçlanan işkazasına neden olan saldırgan/saldırganların kimliklerinin mevcut bilgi ve belgelere göre meçhul oluşu, davalı işverenin kusur durumu ve meçhul şahıslara rücu imkanı bulunmaması dikkate alındığında hakkaniyet indirimi yapılıp yapılmayacağı konusunda bir değerlendirme yapılmaması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacılar anne, baba ve kardeşler lehine muhik bir manevi tazminata hükmetmek, maddi tazminat isteminde bulunan davacı …’ye iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanması için Kurum’a başvurmak üzere süre vermek, başvurunun reddi halinde … Başkanlığı’nı hasım göstererek iş kazası sigorta kolundan kendisine ölüm geliri bağlanması gerektiğinin tespiti davası açması için önel vermek,
dava açılması halinde 6100 sayılı HMK’nun 165/2. maddesi gereğince bu dava için bekletici mesele yapmak, kesinleşen mahkeme kararı ile dava reddedilmiş ise davacı çocuk …’nin maddi tazminat isteminin reddine karar vermek, başvuru üzerine Kurumca davacı …’ye gelir bağlanmış veya açılan tespit davası kabul edilmiş ve kesinleşmiş ise hüküm tarihine en yakın tarihteki veriler gözetilerek davacı …’nin maddi zararını hesaplatırarak, Kurumca bu davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin davalı işverene rücu edilebilecek kısımını maddi tazminat miktarından tenzil etmek, hükmedilecek maddi tazminatlar açısından hakkaniyet gereğince indirim yapılıp yapılmayacağı konusunda bir değerlendirme yapmak ve usuli kazanılmış hakları gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, davalı yararına takdir edilen 1.350.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine,
08/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
21. Hukuk Dairesi 2014/3970 E. , 2014/12203 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ulus Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 09/12/2013
NUMARASI : 2008/9-2013/172
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 10.05.2004 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu, sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, 11.129,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 10/05/2004 tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden;davaya konu zararlandırıcı olayın SGK Başkanlığı tarafından iş kazası olarak nitelendirildiği, kaza sonrasında davacının %5,10 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda %90 oranında davalı işveren, %10 oranında ise kazalı kusurunun bulunduğu, davacının maddi zararının tespiti için alınan hesap raporunda 11.130,00TL karşılanmamış maddi zararının bulunduğunun belirtildiği,
bu miktar zararın hesabında 12.03.2008 tarihli ibranameye konu 1.000,00TL ödemenin toplam zarardan tenzil edildiği, aynı ibraname içeriği ile davacı vekili beyanından davacıya iş kazası nedeniyle manevi zararlarına karşılık olarak ayrıca 1.000,00TL’de manevi tazminat ödemesinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
A-Maddi tazminat davası bakımından yapılan incelemede; öncelikle dosyada bulunan 12.03.2008 tarihli ibranamedeki maddi zarara karşılık yapılan 1.000,00TL’lik ödemenin ele alınması gerekir. Kural olarak tazminat alacaklısına yapılmış ödemenin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ödemeden söz edebilmek için ise tanzim edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur.
Ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda yapılan ödeme ancak kısmi ödeme makbuzu niteliğinde kabul edilebilir.
Oysaki somut olayda, yukarıda açıklandığı biçimde inceleme ve araştırma yapılmadan neticeye varılmış olunup bu durum usul ve yasaya aykırı bulunmakla bozma nedenidir.
Bu kapsamda maddi tazminat davası bakımından yapılacak iş; davalı tarafından davacının maddi zararına karşılık yapılan 1.000,00TL’lik ödemenin davacının zararını hangi oranda karşıladığının tespiti bakımından,
bu ödemenin yapıldığı tarihlerdeki veriler esas alınarak davacının zararını bilirkişiye hesaplattırmak, böylece tazmini gereken miktar ile buna karşılık alınan 1.000,00TL’lik ödeme arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda
maddi tazminata ilişkin ödemeyi “kısmi ifayı içeren makbuz” niteliğinde kabul etmek ve yapılan bu ödemenin ödeme tarihindeki gerçek zararı hangi oranda karşıladığını böylelikle saptayarak bu oranda davacının asgari ücret artış oranlarındaki değişiklikler de göz önüne alınarak güncel verilere göre düzenlenmiş maddi zararından indirim yapmak, yapılan 1.000,00TL ‘lik bu ödeme ile ödeme zamanındaki verilere göre hesaplanacak davacı zararı arasında açık oransızlığın bulunmaması halinde ise maddi tazminat davasının reddine karar vermektir.
2-Manevi tazminat davası bakımından yapılan incelemede ise; asıl uyuşmazlık manevi tazminatın bölünüp bölünmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Yargıtay H.G.K’nun 25.9.1996 gün ve 1996/21-397-637 karar ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Somut olayda 12.03.2008 tarihli ibraname ile davacının aynı olay nedeniyle ve manevi zararlarına karşılık olarak 1.000,00TL aldığının anlaşılmasına göre davacının manevi tazminat davasının reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı şirket vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 02.06.2014 gününde oy birliğiyle karar verildi