Salı, Ocak 13, 2026
Whatsapp
  • Gizlilik Politikası
  • S.S.S
  • Hakkımızda
Muteber Hukuk
  • Anasayfa
  • Makaleler
    • Tazminat Hukuku
    • Tüketici Hukuku
    • Sağlık ve Tıp Hukuku
    • İcra ve İflas Hukuku
    • İdare Hukuku
    • Belgeler/Dilekçeler
    • Gayrimenkul Hukuku
    • Ceza Hukuku
    • Fikri Mülkiyet Hukuku
    • İdare Hukuku
    • Bilişim Hukuku
    • Miras Hukuku
    • Ticaret Hukuku
    • Şirketler Hukuku
    • Vergi Hukuku
    • Vatandaşlık Hukuku
    • İş Hukuku
    • Aile ve Boşanma Hukuku
  • Hizmetlerimiz
    • Aile ve Boşanma Hukuku
    • Ceza Davaları
    • Fikri Mülkiyet Davaları
    • Gayrimenkul Davaları
    • İş Davaları
    • Miras Davaları
    • Ticaret ve Şirket Davaları
    • Uluslararası Davalar
    • İcra ve İflas Hukuku
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Yazarlarımız/Avukatlar
      • Av. Batuhan ATALAR
      • Av. HAMZA ÇOLAK
  • S.S.S
  • iletişim
  • Giriş
No Result
View All Result
Muteber Hukuk
No Result
View All Result
Home Gayrimenkul Hukuku

Paydaşlar Arasında El Atmanın Önlenmesi 2026

Av. Hamza Çolak by Av. Hamza Çolak
12 Ocak 2026
in Gayrimenkul Hukuku
Okuma Süresi:33 dakika okuma
132 1
A A
0
kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davası

el atmanın önlenmesi

152
SHARES
1.9k
VIEWS
ChatGPT'ye SorWhatsApp'ta PaylaşFacebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Paylı mülkiyet uyuşmazlıklarında, mülkiyet hakkının tesisi ve korunması kadar, bu hakkın paydaşlar arasındaki kullanım ve yararlanma (istifade) rejimi de hayati önem taşır. Paydaşlar arası elatmanın önlenmesi davası, mülkiyetin statik varlığından ziyade, bu mülkiyetten doğan yetkilerin fiiliyata dökülme biçimindeki hukuka aykırılıkları hedef alır.

Paylı mülkiyet (müşterek mülkiyet), Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca bir taşınmaz üzerinde birden fazla kişinin maddi olarak bölünmemiş, ancak belirli paylar oranında malik olduğu hukuki statüdür.


İçerik
1 Paylı Mülkiyetin Hukuki Tabiatı ve “Pay” Kavramı
2 Paydaşın Yararlanma Yetkisinin Hukuki Sınırları
2.1 Diğer Paydaşların Eş Değer Hakları
2.2 Özgüleme Amacı ve Dürüstlük Kuralı
3 Fiili Taksim Olgusu ve Savunma Aracı Olarak Mahiyeti
4 Paydaşlar Arası İhtilaflarda Temel Hukuki Araçlar
5 PAYDAŞLAR ARASI EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASININ HUKUKİ MAHİYETİ VE ÖZELLİKLERİ
5.1 Davanın Dayanağı ve Korunan Hukuki Menfaat
5.2 Davanın Ayni Hak Temelli Karakteri ve Sonuçları
5.3 Paydaşlar Arası Müdahale ile Üçüncü Kişilerin Müdahalesi Arasındaki Distinktif Farklar
5.4 El Atmanın Önlenmesi Davasının Diğer Hukuki Çarelerle İlişkisi
5.5 Davanın Fonksiyonel İşlevi: Mülkiyet Dengesinin Restorasyonu
6 Dava Şartları ve İspat Rejimi
6.1 Aktif Husumet: Davacı Paydaşın Yargısal Ehliyeti
6.2 Pasif Husumet: Müdahalenin Muhatabı
6.3 Müdahale Kategorileri ve Tipik İhlal Görünümleri
6.4 Fiili Taksim ve Zımni Rıza Savunmalarının Tahkiki
6.5 Önerilen Makaleler
6.6 Zorunlu Geçit Hakkı 2026
6.7 VEKALETİN KÖTÜYE KULLANILMASI NEDENİYLE TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI 2026
6.8 Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi 2026
6.9 Elatmanın Önlenmesi ( Müdahalenin Men’i ) 2026
6.10 “İntifadan Men” Şartının Men Davasındaki Statüsü
6.11 İspat Vasıtaları ve Yargısal Denetim
7 Görev ve Yetki
7.1 Görevli Mahkeme
7.2 Yetki
7.3 Davanın Mahiyeti ve Talep Yapısı (Eda Davası)
7.4 Geçici Hukuki Koruma: İhtiyati Tedbirin Fonksiyonu
7.5 Davaların Yığılması: Objektif Dava Birleşmesi
7.6 Yargısal Takdir ve Hükmün İnfaz Kabiliyeti
8 Hüküm Türleri
8.1 Müdahalenin Men’i (El Atmanın Önlenmesi) Kararı
8.2 Münhasır (Dışlayıcı) Kullanımın Tasfiyesi
8.3 Yapısal Müdahalelerin Giderilmesi: Kal ve Restitüsyon
8.4 Kullanım Şemasının Tayini ve Yararlanmanın Düzenlenmesi
8.5 Tahliye Kararı ve Mülkiyet Hakkı Sınırları
8.6 İcra Kabiliyeti ve Teknik Eklerin Rolü
8.7 Geleceğe Matuf Etki ve Tekerrürün Önlenmesi
9 ECRİMİSİL İLE BİRLİKTE AÇILAN DAVALARDA ÖZEL SORUNLAR
9.1 Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil: Mahiyet ve Zaman Ayrımı
9.2 Paydaşlık Hukukunda Ecrimisilin İlliyet Temeli
9.3 “İntifadan Men” Koşulu: Tazminatın Hukuki Eşiği
9.3.1 İntifadan Men’in Fonksiyonu
9.3.2 Elatmanın Önlenmesi ile İlişkisi
9.3.3 İstisnai Haller (İhtar Şartı Aranmayan Durumlar)
9.4 Fiili Taksim (Kullanım Sözleşmesi) ve Tazminat Dengesi
9.5 Ecrimisil Hesaplama Metodolojisi
9.6 Birleşik Taleplerde Hüküm ve Karar Yapısı
10 ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI İLE İLİŞKİ
10.1 Ortaklığın Giderilmesi Davasının Mahiyeti ve Tasfiye İşlevi
10.2 Elatmanın Önlenmesi: Statükonun Restorasyonu
10.3 Davaların Eş Zamanlı İkame Edilebilirliği
10.4 Men Kararının Tasfiye Sürecine Etkisi
10.5 Stratejik Tercih Parametreleri
10.6 Koordinasyon Riskleri ve Savunma Stratejileri
11 Sonuç
11.1 Elatmanın Önlenmesi Davasının Fonksiyonel Sınırları
11.2 Yargısal Uygulamada Rastlanan Kronik Hatalar ve Teknik Eksiklikler
11.3 Profesyonel Dava Stratejisi İçin Pratik Öneriler
11.4 Men Davasının Sınırları ve Nihai Çözüm Arayışı
11.5 Nihai Kanı

Paylı Mülkiyetin Hukuki Tabiatı ve “Pay” Kavramı

Paylı mülkiyette mülkiyet hakkı, taşınmazın her bir molekülüne yayılmış durumdadır. Pay, taşınmazın fiziksel bir parçasını değil, mülkiyetin bütünü üzerindeki ideal (fiktif) bir oranı temsil eder.

  • Yayılma İlkesi: Paydaşlardan her biri, taşınmazın tamamı üzerinde hak sahibidir. Bu durum, her paydaşın taşınmazdan yararlanma yetkisini doğurur; ancak bu yetki, diğer paydaşların eş değer yetkileriyle sınırlandırılmıştır.
  • Münhasır Zilyetlik Sorunsalı: Bir paydaşın, taşınmazın belirli bir kısmını diğer paydaşları dışlayacak şekilde tek başına kullanması, kural olarak “münhasır zilyetlik” teşkil eder ve hukuki bir dayanaktan yoksunsa elatmanın önlenmesi davasına konu olur.

Paydaşın Yararlanma Yetkisinin Hukuki Sınırları

TMK m. 693/1 uyarınca;

Yararlanma, kullanma ve koruma

Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir.

. Bu yetki iki ana eksende sınırlandırılmıştır:

Diğer Paydaşların Eş Değer Hakları

Mülkiyetin “bölünmezliği” ilkesi gereği, bir paydaşın kullanım biçimi, diğer maliklerin mülkiyet hakkını fiilen işlevsiz hale getiremez. Paydaş, payı oranında değil, taşınmazın tamamından ancak diğerlerinin kullanımını engellemeyecek şekilde istifade edebilir.

Özgüleme Amacı ve Dürüstlük Kuralı

Taşınmazın ekonomik niteliği ve özgüleme amacı (örneğin mesken, tarım arazisi veya ticari alan olması), kullanımın sınırlarını tayin eder. TMK m. 2 kapsamında dürüstlük kuralı, paydaşın kullanım hakkını kullanırken diğer paydaşların menfaatlerini gözetme borcu yükler.


Fiili Taksim Olgusu ve Savunma Aracı Olarak Mahiyeti

Yargıtay uygulamasında, paydaşlar arası elatmanın önlenmesi davalarında en sık başvurulan savunma mekanizması “fiili taksim” iddiasıdır. Fiili taksim, paydaşların taşınmazın kullanımını kendi aralarında rızai olarak bölüştürmeleridir.

  • Hukuki Etkisi: Fiili taksim, mülkiyeti nakleden bir işlem değildir; yani tapudaki paylı mülkiyet yapısını bozmaz. Ancak, paydaşlar arasında “zımni bir kullanım sözleşmesi” mahiyetindedir.
  • Dava Engelleyici Mahiyeti: Eğer paydaşlar arasında taşınmazın kullanımına dair çekişmesiz, uzun süreli ve pay oranlarıyla uyumlu bir fiili paylaşım mevcutsa; bir paydaşın diğerine karşı açtığı elatmanın önlenmesi davası, “hukuki yarar yokluğu” veya “dürüstlük kuralına aykırılık” nedeniyle reddedilir.

Not: Fiili taksimin varlığı için tüm paydaşların bu bölünmeye açık veya örtülü (zımni) rıza göstermiş olması şarttır. Bir paydaşın dahi dışlandığı veya itiraz ettiği kullanım düzeni, hukuken korunabilir bir fiili taksim teşkil etmez.


Paydaşlar Arası İhtilaflarda Temel Hukuki Araçlar

Paydaşlar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre başvurulacak başlıca dava türleri şunlardır:

Dava TürüTemel AmaçKritik Şart
Elatmanın ÖnlenmesiMüdahalenin sonlandırılması ve zilyetliğin pay oranında iadesi.Paydaşın taşınmazdan yararlanmasının tamamen engellenmesi.
EcrimisilHaksız kullanım nedeniyle oluşan zararın (kira bedeli karşılığı) tazmini.İntifadan men (yararlanmaktan men edildiğine dair bildirim) şartı.
Ortaklığın GiderilmesiPaylı mülkiyetin sona erdirilerek ferdi mülkiyete veya satış bedelinin paylaşımına geçilmesi.Her zaman açılabilir (istisnalar hariç).
Kullanımın DüzenlenmesiMahkeme eliyle hakkaniyete uygun bir kullanım planı oluşturulması.Paydaşlar arası mutabakatın sağlanamaması.

Paydaşlar arası elatmanın önlenmesi davalarında en kritik aşama, taşınmazın tamamının mı yoksa bir kısmının mı müdahaleye konu olduğunun saptanması ve davacının taşınmazda halihazırda kullanabileceği boş bir alanın bulunup bulunmadığının tespitidir.

PAYDAŞLAR ARASI EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASININ HUKUKİ MAHİYETİ VE ÖZELLİKLERİ

Paydaşlar arası el atmanın önlenmesi davası, klasik bir tazminat veya haksız fiil talebi olmayıp; doğrudan mülkiyet hakkından neşet eden, ayni hak temelli ve koruyucu nitelikte bir yargısal yoldur. Bu dava, paylı mülkiyet rejimindeki “eş değer hak sahipliği” ilkesinin ihlali durumunda, mülkiyetin dışlayıcı gücünü paydaşlar arasında yeniden tesis eden bir denkleştirme mekanizmasıdır.


Davanın Dayanağı ve Korunan Hukuki Menfaat

Davanın temel dayanağı, mülkiyet hakkının malike tanıdığı “kullanma, yararlanma ve tasarruf etme” yetkilerinin haksız müdahalelerden arındırılmasıdır. Paylı mülkiyette mülkiyet hakkı parçalanmış değildir; taşınmazın her bir zerresine yayılmış durumdadır.

  • İhlalin Sınırı: Bir paydaşın taşınmaz üzerindeki tasarrufu, diğer paydaşların mülkiyet hakkını “şeklen” yok etmez; ancak bu kullanım, diğerlerinin “istifade imkanını” fiilen ortadan kaldırıyorsa hukuka aykırılık teşkil eder.
  • Katlanma Sınırı: Davanın amacı, paydaşlık hukukundan doğan “karşılıklı katlanma borcunun” sınırlarını aşan ve mülkiyeti bir paydaş lehine münhasır kılan fiili durumu bertaraf etmektir.

Davanın Ayni Hak Temelli Karakteri ve Sonuçları

Müdahalenin men’i davası, gücünü doğrudan tapu sicilindeki mülkiyet kaydından alır. Bu durum davanın usulü ve esası bakımından kritik sonuçlar doğurur:

  • Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre Muafiyeti: Ayni hakka dayalı talepler, müdahale devam ettiği sürece herhangi bir zamanaşımı tahdidinden müstesnadır. Müdahalenin başlangıç tarihinin eskiliği, kural olarak davanın reddini gerektirmez.
  • Mutlakiyet Karinesi: Mülkiyet hakkı “mutlak” bir haktır. Paydaşlık statüsü, bir malike diğer paydaşı mülkiyet hakkından mahrum bırakma imtiyazı tanımaz.
  • Önleyici ve Giderici Mahiyet: Bu dava geçmişe dönük bir telafi değil; mevcut ihlalin durdurulması ve gelecekteki muhtemel müdahalelerin önlenmesi amacını güder.

Paydaşlar Arası Müdahale ile Üçüncü Kişilerin Müdahalesi Arasındaki Distinktif Farklar

Uygulamada, üçüncü kişilere karşı açılan actio negatoria (el atmanın önlenmesi) ile paydaşlar arası dava arasındaki nüanslar sıklıkla göz ardı edilmektedir:

KriterÜçüncü Kişiye Karşı DavaPaydaşlar Arası Dava
Hukuka AykırılıkMalik olmayanın her türlü girişi ihlaldir.Kullanım doğaldır; ancak “dışlayıcı” ise ihlaldir.
İspat YüküDavalı, haklı bir sebep (kira, hapis hakkı vb.) ispatlamalıdır.Davacı, kendi kullanımının tamamen engellendiğini ispatlamalıdır.
Mahkeme HükmüMüdahalenin mutlak reddi ve tahliye.Kullanımın paydaşlar arasında “hakkaniyete uygun düzenlenmesi”.

El Atmanın Önlenmesi Davasının Diğer Hukuki Çarelerle İlişkisi

Davanın verimliliği, uyuşmazlığın niteliğine uygun taleplerin seçilmesine bağlıdır:

  • Ecrimisil ile Ayrımı: El atmanın önlenmesi “statüko”yu; ecrimisil ise “maddi kaybı” hedefler. Ecrimisil davasında kural olarak “intifadan men” (yararlanmadan men edildiğini ihtar etme) şartı aranırken; el atmanın önlenmesi davasında, müdahalenin niteliğine göre bu şartın aranmadığı durumlar (örneğin taşınmazın kiraya verilerek gelirinin paylaşılmaması) mevcuttur.
  • Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) ile Ayrımı: Ortaklığın giderilmesi mülkiyet birliğini sonlandırırken; el atmanın önlenmesi davası, birlikteliği koruyarak bu süreçteki “kullanım dengesizliğini” giderir.
  • Kullanımın Düzenlenmesi: Mahkemenin müdahaleyi sadece yasaklamakla kalmayıp, paydaşlar için belirli bir kullanım şeması (zaman veya mekan bölüşümü) çizdiği hallerdir.

Davanın Fonksiyonel İşlevi: Mülkiyet Dengesinin Restorasyonu

Paydaşlar arası müdahalenin men’i davası, salt bir “çıkarma” veya “yasaklama” davası değildir. Bu dava, paylı mülkiyetin iç barışını tesis eden ve paydaşların mülkiyet paylarına tekabül eden iktisadi yararlanma yetkisini realize eden bir restorasyon aracıdır.

Dava Şartları ve İspat Rejimi

Aktif Husumet: Davacı Paydaşın Yargısal Ehliyeti

El atmanın önlenmesi davasında aktif husumet ehliyeti, mülkiyet hakkı haleldar olan paydaşa aittir. Paylı mülkiyet rejiminde mülkiyetin “bölünmezliği” ilkesi gereği, davacının sahip olduğu pay oranı, davanın ikamesi bakımından bir kısıtlama teşkil etmez.

  • Pay Oranının Önemsizliği: Taşınmazda %1 paya sahip olan bir paydaş, mülkiyet hakkının mutlaklığına dayanarak, çoğunluk payına sahip olan paydaşın haksız müdahalesinin men’ini talep edebilir.
  • İstifade İradesi: Davacının taşınmazı fiilen kullanmıyor olması dava hakkını ortadan kaldırmaz. Önemli olan, davacının taşınmazdan payı oranında yararlanma hukuki iktidarına sahip olması ve bu iktidarın davalı tarafından haksız bir eylemle akamete uğratılmasıdır.

Pasif Husumet: Müdahalenin Muhatabı

Davanın pasif husumeti, mülkiyet hakkına yönelik haksız el atmayı gerçekleştiren ve bu durumu sürdüren kişiye yöneltilir.

  • Doğrudan Müdahale: Taşınmazı münhasır (dışlayıcı) şekilde zilyetliğinde bulunduran, fiziksel engeller (kilit, duvar vb.) ihdas eden paydaş muhataptır.
  • Dolaylı Müdahale ve Üçüncü Kişiler: Paydaşın taşınmazı bir üçüncü kişiye (kiracı vb.) tahsis etmesi durumunda; dava, müdahaleyi talimatlandıran paydaş ile müdahaleyi fiilen icra eden üçüncü kişiye karşı müştereken ve müteselsilen yöneltilebilir.

Müdahale Kategorileri ve Tipik İhlal Görünümleri

Yargıtay içtihatları çerçevesinde “el atma” olgusu, mülkiyetin kullanım alanını daraltan her türlü haksız fiili kapsar:

  • Münhasır Zilyetlik: Taşınmazın tamamının veya diğer paydaşların kullanımına imkan vermeyecek bir kısmının tek bir paydaş tarafından sürekli işgalidir.
  • Fiziksel Bariyer İhdası: Kilitlerin değiştirilmesi, girişlerin kapatılması veya anahtar tesliminden imtina edilmesi gibi “istifade imkanını” sıfırlayan eylemler.
  • Rızaya Aykırı İnovasyonlar: Diğer paydaşların muvafakati alınmaksızın taşınmazın karakterini değiştiren yapı (inşaat), esaslı tadilat veya bölme işlemleridir.
  • İstifade Değerini Düşüren Fiiller: Taşınmazın amacına aykırı şekilde depo olarak kullanılması, gürültü veya kirlilik marifetiyle diğer paydaşlar için “katlanılamaz” bir ortam yaratılması.

Fiili Taksim ve Zımni Rıza Savunmalarının Tahkiki

Davalı yanın en temel savunma argümanı, paydaşlar arasında zımni bir kullanım sözleşmesinin (fiili taksim) varlığıdır. Ancak bu savunmanın hukuki karşılık bulabilmesi için belirli standartların karşılanması gerekir:

Önerilen Makaleler

Geçit Hakkı Davası Nedir ? 2024

Zorunlu Geçit Hakkı 2026

10 Ocak 2026
1.9k
Terekenin Tespiti Davası 2024

VEKALETİN KÖTÜYE KULLANILMASI NEDENİYLE TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI 2026

30 Aralık 2025
1.9k
İpoteğin Fekki (terkin) 2025

Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi 2026

15 Aralık 2025
1.9k
Terekenin Tespiti Davası 2024

Elatmanın Önlenmesi ( Müdahalenin Men’i ) 2026

2 Aralık 2025
1.9k
  • İspat Yükü: Fiili taksim iddiası, bu durumdan lehine sonuç çıkaran davalı tarafça ispatlanmalıdır.
  • Değerlendirme Kriterleri: Mahkeme; kullanımın süresini, paydaşların bu düzene uzun süre itirazsız kalıp kalmadıklarını (sükut yoluyla rıza) ve kullanım alanlarının pay oranlarıyla olan tenasübünü inceler.
  • Kritik Soru: Davacı paydaşın, taşınmazda müdahale edilen alan dışında fiilen ve engelsizce kullanabileceği başka bir alanın bulunup bulunmadığı davanın sonucunu tayin eder.

“İntifadan Men” Şartının Men Davasındaki Statüsü

Hukuk doktrininde ve uygulamada sıklıkla düşülen hata, intifadan men (yararlanmadan men etme) ihtarının bu dava için de zorunlu olduğunun sanılmasıdır.

  • Distinktif Fark: İntifadan men, kural olarak ecrimisil (tazminat) talepleri için bir dava şartıdır. Elatmanın önlenmesi davasında ise müdahalenin mevcudiyeti yeterli olup; davacının ayrıca “ben de yararlanmak istiyorum” şeklinde bir ihtar çekmesi zorunlu kılınmamıştır.
  • İstisna: Müdahalenin niteliği belirsizse veya uzun süreli bir sessizlik hakimse; ihtar çekilmesi, rıza olgusunun sona erdiğini ispatlamak bakımından ispat hukuku açısından kolaylık sağlar.

İspat Vasıtaları ve Yargısal Denetim

Ayni hakka dayalı bu uyuşmazlıklarda mahkeme, serbest delil sistemi içinde tüm doneleri birlikte değerlendirir:

  1. Mahallinde Keşif: Müdahalenin maddi varlığının, kapsamının ve taşınmazın topografik özelliklerinin saptanması için zorunludur.
  2. Teknik Bilirkişi Heyeti: Fen, inşaat ve mülkiyet uzmanlarından oluşan heyet; fiili kullanım alanlarını koordinatlarıyla saptar ve pay oranlarıyla kıyaslar.
  3. Tanık Beyanları: Özellikle uzun süreli fiili kullanım düzeni (taksim) ve rıza olgularının tespiti bakımından ikame edilir.
  4. Kalıcı Veri ve Belgeler: İhtarnameler, daha önceki uyuşmazlık dosyaları ve taraflar arası yazılı mutabakatlar kesin delil başlangıcı sayılabilir.

Görev ve Yetki

Görevli Mahkeme

Paydaşlar arası müdahalenin men’i davalarında görevli mahkeme, taşınmazın değerinden bağımsız olarak Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.

  • Hukuki Dayanak: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca, şahsi haklara dayalı uyuşmazlıklarda değer kriteri esas alınsa da; mülkiyet hakkı gibi ayni haklara dayanan davalarda genel görevli mahkeme Asliye Hukuk’tur.
  • Sınır Çizgisi: Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) veya kullanımın idari düzenlenmesine ilişkin bazı talepler Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görev alanına girse de; “elatmanın önlenmesi” doğrudan mülkiyete müdahaleyi hedeflediği için görev Asliye Hukuk Mahkemesi’ne aittir.

Yetki

Taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklarda, HMK uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

  • Kamu Düzeni Etkisi: Bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin olup, tarafların aksine bir yetki sözleşmesi yapması hukuken geçersizdir.
  • Re’sen Denetim: Hakim, yetki itirazı olmasa dahi davanın her aşamasında yetkili olup olmadığını re’sen tetkik etmek ve yetkisizlik durumunda dosyayı usulden reddederek ilgili mahkemeye göndermekle yükümlüdür.

Davanın Mahiyeti ve Talep Yapısı (Eda Davası)

Paydaşlar arası müdahalenin men’i davası, özü itibarıyla bir eda davasıdır. Davacı, davalı paydaşın hukuka aykırı eylemini durdurmasını veya müdahale aracının ortadan kaldırılmasını talep eder.

  • Asli Talep (Müdahalenin Men’i): Davalı tarafın taşınmaz üzerindeki dışlayıcı (münhasır) kullanımının sona erdirilmesi ve zilyetliğin paylı mülkiyet rejimine uygun hale getirilmesi talebidir.
  • Fer’i ve Tamamlayıcı Talepler: Müdahalenin giderilmesi kapsamında; haksız inşa edilen yapının yıkımı (kal), engellerin kaldırılması veya taşınmazın eski hale iadesi gibi talepler “objektif dava birleşmesi” yoluyla aynı dilekçede ileri sürülebilir.

Geçici Hukuki Koruma: İhtiyati Tedbirin Fonksiyonu

Paylı mülkiyette yargılama sürecinin uzunluğu, taşınmazdan yararlanamayan paydaş için telafisi imkansız zararlar doğurabilir. Bu noktada HMK m. 389 vd. uyarınca ihtiyati tedbir mekanizması işletilir.

  • Yaklaşık İspat: Davacı, müdahalenin varlığını ve gecikmesinde sakınca bulunan bir hal olduğunu “yaklaşık ispat” düzeyinde kanıtladığında; mahkeme, taşınmazın kullanımını geçici olarak düzenleyen veya müdahaleyi kısıtlayan bir tedbir kararı verebilir.
  • Denge Unsuru: Tedbir kararı kurulurken, davanın esasına dair kesin hüküm kurmaktan kaçınılmalı; ancak mülkiyet hakkının daha fazla ihlal edilmemesi adına “kullanım düzenleyici” kararlar alınmalıdır.

Davaların Yığılması: Objektif Dava Birleşmesi

Uygulamada, usul ekonomisi gereği elatmanın önlenmesi davası diğer taleplerle birlikte ikame edilir:

  • Ecrimisil ile Birlikte Açılması: En yaygın uygulama budur. Davacı, müdahalenin durdurulmasını (men) talep ederken, aynı zamanda haksız kullanım süresine ilişkin bedeli (ecrimisil) de talep eder.
  • Ortaklığın Giderilmesi ile İlişkisi: Men davası, mülkiyet birliği devam ederken açılır; ancak bu davanın açılmış olması ortaklığın giderilmesi davasına engel değildir. İki dava arasında bekletici mesele ilişkisi kurulup kurulmayacağı hakimin takdirindedir.

Yargısal Takdir ve Hükmün İnfaz Kabiliyeti

Paydaşlar arası uyuşmazlıklarda mahkeme, mekanik bir uygulama yerine somut olayın özelliklerine (taşınmazın cinsi, paydaş sayısı, fiili kullanım alışkanlıkları) göre bir denetim yapar.

  • İnfaz Kabiliyeti: Mahkeme hükmü, icra aşamasında tereddüde yer bırakmayacak derecede sarih olmalıdır. Yargıtay’ın yerleşik görüşüne göre; “Davacının taşınmazda yararlanabileceği başka bir alan olup olmadığı saptanmadan” verilen men kararları infazda kabiliyetten yoksundur.
  • Çözüm Odaklı Hüküm: Hakim, müdahaleyi sadece yasaklamakla kalmamalı; mümkünse paydaşlar arasındaki kullanım çekişmesini sona erdirecek teknik bir çerçeve (coğrafi koordinat veya zamanlama) çizerek hüküm tesis etmelidir.

Hüküm Türleri

Müdahalenin Men’i (El Atmanın Önlenmesi) Kararı

Davanın asli neticesi olan müdahalenin men’i kararı, davalının mülkiyet hakkına yönelik haksız ve dışlayıcı fiili kullanımının durdurulmasını ve bu tecavüzün gelecekte tekerrür etmesinin engellenmesini hedefler.

  • Belirlilik İlkesi: Mahkeme, hükmünde müdahalenin hangi somut fiillerle (işgal, kullanım engeli, kilitleme vb.) gerçekleştiğini ve bu fiillerin taşınmazın hangi geometrik alanına matuf olduğunu tereddüde yer vermeyecek şekilde tasrih etmelidir.
  • Soyutluktan Kaçınma: “Davalının müdahalesinin önlenmesine” şeklindeki genel geçer ifadelerden kaçınılmalı; hüküm, fen bilirkişisi raporundaki koordinatlara ve somut eylemlere atıf yapmalıdır.

Münhasır (Dışlayıcı) Kullanımın Tasfiyesi

Paydaşlar arasındaki ihtilafların ekseriyeti, taşınmazın bir paydaş tarafından tekelci bir mantıkla kullanılmasından neşet eder. Mahkeme, bu haksız zilyetliği sona erdirmek amacıyla şu kararları tesis edebilir:

  • Zilyetliğin Paydaşlar Arasında Tevzi Edilmesi: Davalının taşınmaz üzerindeki “tek başına” kullanım yetkisinin iptali ile davacı paydaşın payı oranında taşınmazdan istifade etmesinin önünün açılmasıdır.
  • Ölçülülük Denetimi: Mahkeme, özellikle mesken nitelikli taşınmazlarda, paydaşlık hukukunun gereklerini gözeterek tamamen tahliye yerine, kullanımın paylar nispetinde dengelendiği bir çözüm modelini tercih edebilir.

Yapısal Müdahalelerin Giderilmesi: Kal ve Restitüsyon

Davalı paydaşın taşınmazın karakterini değiştiren veya diğer paydaşların rızası hilafına gerçekleştirdiği fiziksel müdahaleler söz konusu olduğunda mahkeme, “eski hale getirme” rejimini işletir.

  • Kal (Yıkım) Kararı: İzin alınmaksızın inşa edilen yapıların, duvarların veya bariyerlerin masrafı davalıya ait olmak üzere ortadan kaldırılmasıdır.
  • Restitutio in Integrum: Taşınmazın tecavüz öncesi durumuna iadesidir. Burada mahkeme, orantılılık prensibi uyarınca, müdahalenin giderilmesi için yapının tamamen yıkılmasının zorunlu olup olmadığını teknik veriler ışığında takdir eder.

Kullanım Şemasının Tayini ve Yararlanmanın Düzenlenmesi

Müdahalenin mutlak surette durdurulmasının fiziksel veya ekonomik olarak rasyonel olmadığı hallerde; mahkeme, taşınmazın kullanımını paydaşlar arasında zaman veya mekan üzerinden taksim eden bir düzenleme kararı verebilir.

  • Fiili Kullanım Şeması: Taşınmazın hangi bölümlerinin hangi paydaş tarafından, ne şekilde kullanılacağının (örneğin; bahçenin kuzey kısmının davacıya, güney kısmının davalıya tahsisi) hüküm altına alınmasıdır.
  • Sınırlı Ayni Hak Statüsü: Bu düzenleme, paylı mülkiyet yapısını değiştirmeksizin, taşınmazın işletilmesini ve istifade dengesini hukuki bir çerçeveye oturtur.

Tahliye Kararı ve Mülkiyet Hakkı Sınırları

Paydaşlar arası uyuşmazlıklarda tahliye, üçüncü kişilere karşı açılan davalardaki kadar otomatik bir süreç değildir. Zira davalı da mülkiyet payı gereği taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisine haizdir.

  • İstisnai Mahiyet: Tahliye kararı; müdahalenin diğer paydaşın haklarını tamamen felce uğrattığı, paydaşlık ilişkisinin devamının çekilmez hale geldiği ve başka bir denkleştirme imkanının kalmadığı durumlarda “son çare” olarak uygulanır.
  • Pay Oranı Etkisi: Mahkeme, tahliyeye hükmederken davalının pay oranını ve taşınmazda kalmasının hakkaniyete uygunluğunu titizlikle tetkik eder.

İcra Kabiliyeti ve Teknik Eklerin Rolü

El atmanın önlenmesi kararlarının başarısı, icra müdürlüğü nezdinde herhangi bir infaz engeliyle karşılaşmamasına bağlıdır.

  • Teknik Entegrasyon: Mahkeme kararı; fen bilirkişisi tarafından tanzim edilen ölçüm raporunu, krokiyi ve koordinat verilerini hükmün ayrılmaz bir parçası (eki) haline getirmelidir.
  • Şeffaflık: İnfaz memurunun mahalline gittiğinde, hüküm fıkrasına bakarak hangi engelin kaldırılacağını veya hangi sınırın çizileceğini ek bir yoruma ihtiyaç duymadan anlaması esastır.

Geleceğe Matuf Etki ve Tekerrürün Önlenmesi

Men kararları, yalnızca geçmişteki ve mevcut haksız eylemi durdurmakla kalmaz; davalı üzerinde sürekli bir negatif yükümlülük (yapmama borcu) tesis eder.

  • Cezai Şart ve İhtar: Karar, davalının benzer nitelikteki müdahaleleri tekrarlaması halinde karşı karşıya kalacağı yasal yaptırımların (örneğin; icra kanalıyla zorla tahliye veya tazminat yükümlülüğü) alt yapısını oluşturur.
  • Hukuki İstikrar: Tesis edilen hüküm, paydaşlar arasındaki çatışmayı dondurarak mülkiyetin barışçıl kullanımını teminat altına alır.

ECRİMİSİL İLE BİRLİKTE AÇILAN DAVALARDA ÖZEL SORUNLAR

Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil: Mahiyet ve Zaman Ayrımı

Her iki talep aynı haksız fiili zemine dayansa da, koruma altına aldıkları zaman dilimleri ve hukuki dayanakları keskin çizgilerle ayrılır:

  • Zaman Boyutu: Elatmanın önlenmesi davası, mevcut ve gelecekteki müdahaleyi hedefleyen önleyici/giderici bir koruma sağlarken; ecrimisil, davanın açıldığı tarihten geriye dönük (en fazla 5 yıl) süre için talep edilen geçmişe matuf bir tazminattır.
  • Hukuki Dayanak: Elatmanın önlenmesi doğrudan ayni hakka (TMK m. 683) dayanır ve zamanaşımına tabi değildir. Ecrimisil ise doktrinde “haksız fiil benzeri” bir tazminat olarak kabul edilir ve 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
  • İlliyet Bağı: Müdahalenin men’i için müdahale olgusunun tespiti yeterliyken; ecrimisil için davalının kötü niyetli olması ve davacının yararlanmaktan men edilmiş olması şarttır.

Paydaşlık Hukukunda Ecrimisilin İlliyet Temeli

Paydaşlar arası uyuşmazlıklarda ecrimisil, klasik bir “haksız işgal” olarak nitelendirilemez. Zira davalı taraf da taşınmaz üzerinde mülkiyet payına sahip olduğundan, taşınmazda bulunması hukuki bir sebebe dayanır.

  • Haksızlığın Doğumu: Buradaki tazminat yükümlülüğü, davalının taşınmazda bulunmasından değil; kendi payını aşacak ve diğer paydaşların yararlanma yetkisini münhasıran (dışlayıcı) ortadan kaldıracak şekilde davranmasından doğar.
  • Kullanım Çatışması: Paydaşın kullanımı ancak diğer paydaşın istifade imkanını fiilen ve hukuken engellediği anda ecrimisil sorumluluğu doğurur.

“İntifadan Men” Koşulu: Tazminatın Hukuki Eşiği

Paydaşlar arası ecrimisil taleplerinin kabulü için Yargıtay tarafından aranan en temel ön şart intifadan men (yararlanmadan men etme) olgusudur.

İntifadan Men’in Fonksiyonu

İntifadan men, davalı paydaşın zilyetliğinin hangi andan itibaren “haksız” hale geldiğini saptayan bir milattır. Davacı, taşınmazdan payı oranında yararlanmak istediğini davalıya bildirmeli ve bu talep reddedilmelidir.

Elatmanın Önlenmesi ile İlişkisi

El atmanın önlenmesi davası için bir ihtar veya “intifadan men” şartı aranmaz; davanın açılmış olması zaten bu iradeyi kapsar. Ancak ecrimisil yönünden, ihtarın ulaştığı tarihten dava tarihine kadar olan süre için hesaplama yapılır.

İstisnai Haller (İhtar Şartı Aranmayan Durumlar)

Bazı hallerde dürüstlük kuralı gereği intifadan men şartı aranmaksızın ecrimisile hükmedilebilir:

  • Taşınmazın tamamen üçüncü kişilere kiraya verilerek semerelerinin toplanması.
  • Taşınmazın fındıklık, fıstıklık gibi doğal ürün (semere) veren bir yer olması.
  • Paydaşlar arasında daha önce aynı taşınmaz için açılmış elatmanın önlenmesi veya ecrimisil davasının bulunması.
  • Taşınmazın kullanım biçimine dair taraflar arasında fiili taksim yapılmış olması.

Fiili Taksim (Kullanım Sözleşmesi) ve Tazminat Dengesi

Taşınmaz üzerinde paydaşlar tarafından rızai olarak oluşturulan bir fiili taksim mevcutsa, ecrimisil rejimi bu taksime göre şekillenir:

  • Tazminat Engelleyici Mahiyet: Her paydaş kendi kullanımına özgülenen alanı kullanıyorsa, kimse diğerinden ecrimisil talep edemez.
  • İhlal Durumu: Bir paydaş, rızai paylaşımla belirlenen sınırları aşarak diğer paydaşa ayrılan bölüme müdahale ederse, intifadan men şartı aranmaksızın müdahale edilen alan üzerinden ecrimisil hesaplanır.

Ecrimisil Hesaplama Metodolojisi

Paydaşlar arası ecrimisil miktarı, “en az kira geliri, en çok tam gelir kaybı” ilkesiyle belirlenir:

  1. Rayiç Belirleme: Taşınmazın emsal kira değerleri (serbest piyasa koşullarında) saptanır.
  2. Pay Oranı Uygulaması: Bulunan toplam kira değerinin tamamı değil, davacının tapudaki payı oranındaki kısım hesaplamaya esas alınır.
  3. Kademeli Artış: 5 yıllık geriye dönük hesaplamada, her yıl için ÜFE/TÜFE veya emsal artış oranları uygulanarak nihai bedel tespit edilir.

Birleşik Taleplerde Hüküm ve Karar Yapısı

Mahkeme, her iki talebin (men ve ecrimisil) aynı dilekçede sunulması durumunda “objektif dava birleşmesi” kurallarını işletir:

  • Ayrı Değerlendirme: Müdahalenin men’i için intifadan men aranmazken, ecrimisil için aranması; zamanaşımı sürelerinin farklılığı gibi unsurlar gerekçede ayrı ayrı tartışılmalıdır.
  • Hüküm Fıkrası: Mahkeme; davalının müdahalesinin önlenmesine karar verirken, aynı zamanda hüküm fıkrasında kabul edilen ecrimisil tutarını, faiz başlangıcını ve dönemlerini açıkça belirtmelidir.

ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI İLE İLİŞKİ

Paylı mülkiyet uyuşmazlıklarında el atmanın önlenmesi davası, mülkiyet birliği devam ederken ortaya çıkan “istifade çekişmelerini” gidermeyi hedeflerken; ortaklığın giderilmesi davası, bu birliği tamamen dağıtarak ferdi mülkiyete veya nakdi bedele geçişi sağlar. Bu iki davanın birbiriyle olan münasebeti, sadece hukuki bir kesişme değil, aynı zamanda mülkiyetin geleceğini tayin eden stratejik bir yol haritasıdır.


Ortaklığın Giderilmesi Davasının Mahiyeti ve Tasfiye İşlevi

Ortaklığın giderilmesi davası, paydaşlık ilişkisini hukuken sonlandıran bir çift taraflı (actio duplex) dava türüdür. Bu davanın neticesinde:

  • Aynen Taksim: Taşınmazın geometrik ve ekonomik olarak bölünmesi mümkünse, paydaşlar arasında ferdi mülkiyet tesis edilir.
  • Satış Suretiyle İzale-i Şuyu: Bölünme mümkün değilse, taşınmaz cebri icra yoluyla satılarak bedeli paylar oranında tevzi edilir.

Bu dava, paydaşlar arasındaki uyuşmazlığı “ilişkiyi kopararak” çözen en radikal ve nihai hukuki çaredir.


Elatmanın Önlenmesi: Statükonun Restorasyonu

Ortaklığın giderilmesi davasının aksine, el atmanın önlenmesi davası paydaşlık statüsünü muhafaza eder. Amacı, paylı mülkiyet devam ederken bozulan kullanım dengesini dürüstlük kuralı dairesinde yeniden tesis etmektir.

  • Geçici Koruma İşlevi: Mülkiyetin nihai tasfiyesine kadar geçen sürede paydaşın “istifade hakkını” teminat altına alır.
  • Kalıcı Denge: Paydaşların ayrılma iradesi yoksa, taşınmazın uzun vadeli ve çatışmasız kullanımı için hukuki bir çerçeve çizer.

Davaların Eş Zamanlı İkame Edilebilirliği

Hukuk sistemimizde, ortaklığın giderilmesi davasının açılmış olması, el atmanın önlenmesi davasının açılmasına engel teşkil etmez.

  • Hukuki Yarar: Ortaklığın giderilmesi davası, mahiyeti gereği uzun süren bir yargılama gerektirir. Bu süreçte bir paydaşın taşınmazı münhasır (dışlayıcı) zilyetliğinde tutması, diğer paydaşlar için telafisi güç hak kayıpları doğurur.
  • Koruyucu Mekanizma: El atmanın önlenmesi davası, tasfiye süreci tamamlanana kadar statükonun korunmasını ve haksız işgalin durdurulmasını sağlar.

Men Kararının Tasfiye Sürecine Etkisi

El atmanın önlenmesi davasında tesis edilen hüküm, ortaklığın giderilmesi davası üzerinde doğrudan bir durdurma (bekletici mesele) etkisi yaratmaz; ancak dolaylı bir delil teşkil eder.

  • Fiili Durum Tespiti: Men davasındaki keşif ve bilirkişi raporları, taşınmazın fiili kullanım biçimini (taksim durumunu) belgelemesi hasebiyle, ortaklığın giderilmesi davasında yapılacak “aynen taksim” değerlendirmesinde karine teşkil edebilir.
  • İnfaz İlişkisi: Taşınmazın satışı gerçekleştiğinde, el atmanın önlenmesine dair kurulan hüküm de kendiliğinden konusuz kalarak yerini yeni malikin mülkiyet hakkına bırakır.

Stratejik Tercih Parametreleri

Hangi hukuki yolun seçileceği, malikin mülkiyetten beklentisi ve uyuşmazlığın derinliği ile ilintilidir:

  • Mülkiyeti Muhafaza İradesi: Taşınmazın satılması istenmiyor, sadece haksız kullanımın bitmesi hedefleniyorsa “El atmanın önlenmesi” asıl tercihtir.
  • Kesin Ayrılma İradesi: Paydaşlarla olan hukuki bağın tamamen koparılması hedefleniyorsa “Ortaklığın giderilmesi” kaçınılmazdır.
  • Zaman Yönetimi: Acil bir kullanım engeli varsa, önce veya birlikte men davası açmak, taşınmazdan yararlanmayı erkene çeken bir savunma hattıdır.

Koordinasyon Riskleri ve Savunma Stratejileri

Her iki davanın eş zamanlı yürütülmesinde “çelişkili beyan” riskine dikkat edilmelidir:

  • Fiili Taksim İddiası: Men davasında savunulan bir fiili taksim olgusu, ortaklığın giderilmesi davasında “aynen taksimin mümkün olduğu” yönünde bir ispata dönüşebilir.
  • Hukuki Süreklilik: Bir davada kabul edilen fiili durum, diğer davanın sonucunu (satış bedelinin paylaşımı veya taşınmazın bölünme biçimi) etkileyebileceğinden, iddialar bütüncül bir stratejiyle formüle edilmelidir.

Sonuç

Paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi (müdahalenin men’i) davası, Türk hukuk pratiğinde en hassas dengelerin gözetilmesi gereken, teorik altyapısı ile fiili kullanım gerçeklerinin en yoğun kesiştiği yargısal süreçlerden biridir. Bu dava, salt bir mülkiyet iddiası olmanın ötesinde; paylı mülkiyet rejiminin doğasından neşet eden istifade (yararlanma) dengesini yeniden tesis eden ve paydaşlık barışını hukuki normlar dairesinde restore eden bir işleve sahiptir.


Elatmanın Önlenmesi Davasının Fonksiyonel Sınırları

Müdahalenin men’i davası, paydaşlık ilişkisinde mülkiyet hakkının içsel sınırlarını ve sosyal ödevini görünür kılan bir dengeleme enstrümanıdır. Bu dava tipi:

  • Mülkiyetin Mutlaklığına Sınır: Bir paydaşın mülkiyet hakkını diğerlerini yok sayacak bir mutlakiyete ulaştırmasına engel olur.
  • İstifade Hakkının Korunması: Payı ne olursa olsun her malikin, taşınmazın iktisadi ve fiili değerinden payı oranında yararlanma yetkisini güvence altına alır.

Yargısal Uygulamada Rastlanan Kronik Hatalar ve Teknik Eksiklikler

Dava sürecinde yapılan metodolojik hatalar, çoğu zaman haklı olan tarafın dahi aleyhine sonuçlar doğurabilmektedir:

  • Hukuki Niteleme Hatası: Davanın, üçüncü kişilere karşı açılan müdahalenin men’i davalarıyla aynı kriterler (mutlak tahliye vb.) üzerinden kurgulanması ve intifadan men gibi sadece ecrimisile özgü şartların bu davaya teşmil edilmesi.
  • Belirlilik İlkesinin İhlali: Talep sonucunun (petitum) somutlaştırılmaması; müdahalenin koordinatları, biçimi ve niteliğinin açıkça belirtilmemesi sonucu infaz kabiliyeti bulunmayan hükümlerin tesisi.
  • Fiili Taksimin Yanlış Yorumlanması: Rızai paylaşımın (fiili taksim), paydaşlardan birinin tamamen dışlanmasını meşrulaştıran mutlak bir def’i (savunma) olarak kabul edilmesi. Oysa fiili taksim, ancak paydaşların her birine yararlanabileceği asgari bir alan bırakıldığı ölçüde hukuken himaye görür.

Profesyonel Dava Stratejisi İçin Pratik Öneriler

Başarılı bir yargılama süreci için “maddi hukuk” ile “usul hukuku” araçları entegre biçimde kullanılmalıdır:

  • Stratejik Dava Yığılması (Objektif Birleşme): Müdahalenin men’i talebinin, ihtiyaca göre ecrimisil, eski hale getirme (kal) veya ihtiyati tedbir talepleriyle zenginleştirilerek “bütüncül koruma” sağlanması.
  • Delil Tahkimatı: Keşif ve bilirkişi incelemesine ek olarak; tanık beyanları, mahalli kullanım alışkanlıklarını gösteren veriler ve paydaşlar arası yazışmalarla müdahalenin sürekliliği ve dışlayıcı mahiyeti ispat edilmelidir.
  • İnfaz Odaklılık: Henüz dava açılmadan önce, verilecek hükmün icra müdürlüğü eliyle nasıl uygulanacağı (taşınmazın bölünme biçimi, kilit değişimi vb.) planlanmalı ve talep bu doğrultuda formüle edilmelidir.

Men Davasının Sınırları ve Nihai Çözüm Arayışı

Unutulmamalıdır ki elatmanın önlenmesi davası, paydaşlık ilişkisindeki “yararlanma” uyuşmazlıklarını gideren bir restorasyon aracıdır. Ancak:

  • Paydaşlar arasındaki ihtilafın mülkiyetin özüne sirayet ettiği,
  • Taraflar arası güven ilişkisinin tamamen zedelendiği hallerde,

Men davası sadece geçici bir ateşkes sağlar. Bu durumlarda asıl ve kalıcı çözüm, ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası ile paydaşlık birliğinin tasfiye edilmesidir. Bu hususta alanında uzman avukat kadrosu ile Muteber Hukuk gayrimenkul davalarında hizmet vermektedir.


Nihai Kanı

Netice itibarıyla, paydaşlar arası elatmanın önlenmesi davası; mülkiyetin statik varlığını değil, bu hakkın fiili kullanılabilirliğini korur. Davanın başarısı; hukuki nitelemenin isabetine, delil setinin teknik derinliğine ve hükmün infaz kabiliyetine bağlıdır. Bu parametreler birleştiğinde, dava paydaşlar arasındaki çatışmayı barışçıl ve adil bir hukuki zemine oturtan en güçlü mekanizmaya dönüşmektedir.


Tags: GAYRİMENKUL HUKUKU
Av. Hamza Çolak

Av. Hamza Çolak

Av. Hamza ÇOLAK , Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. 2019 yılından bu yana avukatlık mesleğini icra etmektedir. Özellikle Gayrimenkul hukuku , tazminat hukuku , Şirketler hukuku , sigorta hukuku , icra ve iflas hukuku ve miras hukuku uzmanlık alanlarıdır. Halen değerli müvekkillerine her türlü hukuki konuda profesyonel avukatlık hizmeti vermektedir.

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Muteber Hukuk

Hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmetlerinde güveniniz.

Sosyal Medya hesaplarını takip edin:

Son Makaleler

  • Paydaşlar Arasında El Atmanın Önlenmesi 2026
  • Zorunlu Geçit Hakkı 2026
  • Mal Rejimi Sözleşmesi 2026

Kategori

  • Aile ve Boşanma Hukuku
  • Bilişim Hukuku
  • Ceza Hukuku
  • Fikri Mülkiyet Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • İdare Hukuku
  • İş Hukuku
  • Miras Hukuku
  • Sağlık ve Tıp Hukuku
  • Şirketler Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Vatandaşlık Hukuku
  • Vergi Hukuku

Yeni Makaleler

kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davası

Paydaşlar Arasında El Atmanın Önlenmesi 2026

12 Ocak 2026
Geçit Hakkı Davası Nedir ? 2024

Zorunlu Geçit Hakkı 2026

10 Ocak 2026
  • Gizlilik Politikası
  • S.S.S
  • Hakkımızda

© 2025 Muteber Hukuk Bürosu. Tüm hakları saklıdır.

Tekrar hoş geldiniz!

Hesabınıza aşağıdan giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi Geri Alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş Yapın
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Makaleler
    • Aile ve Boşanma Hukuku
    • Belgeler/Dilekçeler
    • Bilişim Hukuku
    • Ceza Hukuku
    • İş Hukuku
    • Miras Hukuku
    • Tazminat Hukuku
    • İcra ve İflas Hukuku
    • Sağlık ve Tıp Hukuku
    • İdare Hukuku
    • Şirketler Hukuku
    • Vergi Hukuku
    • Vatandaşlık Hukuku
    • Tüketici Hukuku
    • Fikri Mülkiyet Hukuku
    • Gayrimenkul Hukuku
    • İdare Hukuku
    • Sağlık ve Tıp Hukuku
    • Ticaret Hukuku
  • Hizmetlerimiz
    • Uluslararası Davalar
    • Fikri Mülkiyet Davaları
    • Miras Davaları
    • Gayrimenkul Davaları
    • Ticaret ve Şirket Davaları
    • İş Davaları
    • Aile ve Boşanma Hukuku
    • Ceza Davaları
  • Hakkımızda
  • Yazarlarımız/Avukatlar
    • Av. Batuhan ATALAR
    • Av. HAMZA ÇOLAK
  • S.S.S
  • İletişim

© 2025 Muteber Hukuk Bürosu. Tüm hakları saklıdır.

Bu site çerezler kullanmaktadır. Siteyi kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Detaylar için Gizlilik ve Çerez Politikası sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.